Kuran Hadis Ve Modern Bilimde Bal
![]()
Kur´an-Hadis ve Modern Bilimde Bal
Son birkaç sene içinde, özellikle batıda ciddi anlamda bilimsel araştırmaya konu olan bal, gittikçe önem kazanmakta. Nerde ise her hafta güvenilir dünya bilim dergilerinde balla ilgili araştırma sonuçları yayınlanmakta. Kuran, bal ile ilgili olarak, ‘Rabbin bal arısına şöyle vahiy etti: «Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çesit meyveden ye; sonra da Rabbinin gösterdiği yollara gir». Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.(Nahl,68) buyurmaktadır.
Bir çok Hadiste balın önem ve faydalarını belirten Hz. Peygamber, İbni Mace ve Hakimin sahihinde yer alan bir hadiste, ‘ İki şeyde şifa arayınız: Kuran ve bal’ demektedir. Buharide yer alan başka bir hadiste de ‘üç şeyde şifa vardır: Bal, kan aldırma ve dağlama, ancak ben ümmetime dağlamayı yasakladım’ şeklinde ifade etmektedir.
Yeni bilimsel araştırmalar, birçok alanlarda balın faydalarını tespit etmiş bulunmaktadır. En yeni araştırmalardan biri Yeni Zelanda’nın Waikato Üniversitesi den Prof. Peter Molan ve ekibinin araştırmasıdır. 20 yıl süreyle bal üzerinde bilimsel araştırmalarını sürdüren Prof. Molan ve ekibi, elde ettikleri bilimsel sonuçları, tıp dünyasının en meşhur dergilerinde yayınlandı. Son araştrmalardan biri de 2003 yılında yayınlandı.
Gayrı Müslim olan belki de Kuran ve Hadiste bal ile ilgili şifa hakkında bilgisi bulunmayan ve ‘ Balın Faydaları araştırma merkezi’ adında bir merkez kuran Prof. Peter Molan, halen Amerika’nın muhtelif üniversitelerinde Bal üzerine konferanslar vermektedir. Bu konferanslar, dinleyicilerde hayret ve dehşet uyandırmaktadır. Daha önce bal konusunda farklı yerlerde bir takım araştırma sonuçları yayınlıyordu, ancak Kuranın ilmi icazını ortaya çıkarmada hiç biri, Yeni Zelandalı bu bilim adamı kadar belirleyici olmadığı ifade edilmektedir.
İnsanoğlunun, eskiden beri bazı tedavilerde balı kullandığı bilinmektedir. Balcılıkla uğraşanların sağlıklı ve uzun ömürlü oldukları kanaatı halk arasında yaygındır.
Her gün ekmek bal yiyen Meşhur Pisagor’un 90, yine her gün balla beslenen tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat’ın 108 sene yaşadığı tarihçiler tarafından ifade edilmektedir.
Denilebilir ki, ‘ Tarih boyunca insanlar balı tedavide kullanmıştır. Diğer semavi kitaplar da balın şifa olduğunu söylüyor. Kuran da aynısını söylüyor, mucize bunun neresinde?’
Bu makul soruya, Mısırlı bilim adamı Dr. Şemsi Başa şöyle cevap veriyor: Kuran daki balla ilgili ayetin Mucizeliği, sadece balda insan için şifa olduğuna münhasır değil, buradaki İ’cazin tamamı üç şeyde gizlidir.
Birincisi, Allah ayette açıkça ‘Bal’ kelimesini zikir etmiyor. ‘(Arı) karnından şarab (şerbet) çıkarıyor.’ Bal çıkarıyor demiyor. Çıkardığı şeyin incelemesini insanlara bırakıyor.
İkincisi: Çıkan şeylerin de, bal, polen, balmumu, arı sütü, arı zehiri ve başka şeyler olduğu ve hepsinin şifa olduğu bilim adamları tarafından belirlenmiştir. Balla ilgili sırların bir kısmının ise henüz bilinmedığı belirtilmektedir. Bütün bunların şifa olduğu araştırılmadan nasıl bilinebilir? Arı karnından çıkan o sıvı şerbetın, mikrop öldürücü özelliğe sahip olduğu, vücut bağışıklık sistemini güçlendirdiği, göz, deri, diş ve daha birçok şeye şifa olduğu, ancak bilimsel araştırmalarla tespit edilmiştir.
Üçüncüsü: Kuran, ‘İnsan için şifa vardır.’ diyor, her insan için veya bütün insanlar için şifa var demiyor. Konuyu genel olarak ifade ediyor. Ayrıntıları bilimsel araştırmalara bırakıyor.
Şimdi bilimsel araştırmaların ‘ Onda insanlar için şifa vardır’ ayetindeki bilimsel mucizelerin sonuçlarına bir göz atalım:
Balın yaraları tedavi etmesi:
Yeni zelanda Waikato Üniversitesinden Prof. Peter Molan’a göre bal, mikrop öldürücü özelliğinden dolayı bir antibiyotik ilaç olarak yara tedavisinde yan tesiri olmayan etkili bir ilaçtır. Yapılan deney ve araştırmalarda, balın, yara, yanık ve iltihapları temizlediği, kokuyu giderdiği, ağrıyı hafiflettiği ve dokuyu daha kısa bir zamanda iyileştirdiği belirtildi. Deney ve araştırmalarla tespit edilen balın bu tedavi edici özelliğinden dolayı, Yeni Zellanda’da balın ‘Medi Honey’ ve ‘Manuka Honey’ diye bilinen iki çeşidi tedavide ilaç olarak resmi reçetelerde yer aldığı kayıt edildi(55a.net).
Burns dergisi 1996 yılında, yanık hastalığına maruz kalmış 100 hasta ile ilgili bir araştırma sonuçlarını yayınladı. Araştırmaya göre 50 hastanın yanıktan oluşan yarasına bal ile tedavi uygulanırken, diğer 50 hastanın yarası ise patates kabuğu ile tedavi ediliyor. Bir hafta sonunda yaraların % 90 tamamen mikroplardan arınmış olarak müşahede ediliyor, 15 gün sonra da yaraların % 100 iyileşiyor. Patatesle tedavi edilen yaralar ise, 15 günün sonunda ancak % 50 iyileşiyor.
Ağız sağlığı ve bal
Yirmi yıl bal üzerindeki araştırmalarıyla bilinen Peter Molan’ın Gen Dent dergisinin 2001 sayısında yayınlanan makalesnd, balın, ağız ve damakta meydana delen yara, sinizüt iltihabı ve ağızda başka problemlerin tedavisinde, balın sahip olduğu fizik ve kimyasal özelliğinden dolayı önemli bir rol oynadığı belirtildi.
Support Care Cancerdergisinde yapılan başka bir araştırma ve deneye göre, baş ve boyun kanserine yakalanan 80 hasta iki gruba ayrılmış birinci grup hastalara şua tedavisinden önce 20 gram bal veriliyor. Belirlenen süre sonunda, bal alan kanserlı hastaların ağızlarındaki iltihabın % 75 iyileşirken diğer grupta ise, iyileşme % 20 kalıyor.
Mide ve bağırsak iltihabına bal
Buhari ve Müslimin rivayetine göre, bir sahabe Resulüllah’a gelerek’ Ey Allah’n Resulu kardeşimde ağır bir ishal var diyor, Resulüllah da ona bal şerbeti içir der. Adam gider söyleneni yapar ve sonra gelir ve Kardeşinin iyileşmediğini söyler. Resulüllah, ona yine bal şerbetini içirmesini üçüncü kez söyler. Adam adam 4. defa gelir ve yine kardeşim iyileşmedi’ der. Bunun üzerine Resulüllah, Allah doğru syledi, yalan söyleyen kardeşinin karnıdır’ şeklinde cevap veriyor. Sonra ada kardeşine bal şerbeti vermeye devam ediyor ve kardeşi iyileşiyor.’
İngilizce yayınlanan Meşhur B M J dergisinin yayınladığı , Mide ve barsak iltihabına yakalanan 169 çocukla ilgili bir araştırma sonucuna göre, Bal ile tedavi edilen çocukların mide ve barsak iltihaplarından kaynaklanan ishalin 58 saatte iyileştiği diğer bal almayan çocuklarda ise ishallerinin , ancak 93 saat sonra iyileştiği tespit edildi.
Bal, midedeki fazla asitleri aldığı için, mide ve on iki bağırsakta oluşacak yaralara karşı koruyor. Mide kastrit veya ülserine yakalanan insanlara sabah kahvaltısından 1,5 saat önce, akşam yemeğinden 2 saat sonra bir bardak bal şerbeti mide ağrısını giderdiği gibi mede ve on iki parmak bağırsağındaki yaraları da tedavi ettiği tespit edilmiştir.
Öldürücü hastalıklara karşı insanı koruyan balda bütün mikropların öldüğü, Kanada ve Amerika’da yapılan araştırma ve denylerle tespit edilmiştir. Araştırmada, tifo, dizanteri gibi bir kısım mikroplar birkaç saat içinde ölürken, iltihap mikrobu gibi bir kısım mikropların da 4. günde öldüğü tespit dilmiştir.
Danimarkalı Dr. Agard 16 bin boğaz iltihabına maruz kalan hastalara, günde 2-3 kere, bal şerbetiyle gargara uygulayarak %97 iyileşme sağlamıştır (Thorsons Editiorial Board)
Tıbbın muhtelif alanlarında dokuz ayrı ilaçta patenti bulunan Mısırlı, uzman ve bilim adamı prof. Dr. A. Basıt seyyid, Kur’an ifadeiyle, bal arısının karnından çıkardığı farklı renklerdeki şürubun(sıvı)insan için şifa kaynağı olduğu ve daha pek çok faydalar sağladığını şöyle tespit ediyor:
‘Başlangıcından itibaren bilim adamları balın yapısı ve bileşenleri üzerinde çalışmışlar, ancak arının çiçek, güneş ve havadan yapmış olduğu bal hayatın sırlarından bir sır olduğu bilinen bir gerçektir.
Ağırlığının beşte biri su olan bal, protein, karbon hidratlar, B ve C vitaminleri, glikoz, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, manganez, demir, bakır, fosfor ve kükürt, madensel tuzlar ihtiva etmekte ve besin değeri olarak da, 100 gr. 294 kalori vermektedir. Balın ihtiva ettiği bu farklı oranlardaki madenler, aslında yaklaşık olarak vücudun ihtiyaç duyduğu madenlerin hepsini içermektedir.
*Baldaki tatlılık normal şekerdeki tatlılığın iki katı olmasına rağmen, şeker hastalarına normal şekerden daha az zararlı olup, hazmı ve sindirilmesi daha kolaydır.
* Çocuk dünyaya gelince vücudundaki demir miktarı 3 ay yetecek kadardır. Anne sütünde demir oranı az olduğu için 4. aydan itibaren çocuğa günde bir kaşık bal verilirse kandaki hemoglobin oranı artar ve çocuk kansızlıktan kurtulur ve güçlü olur.
* Almanya, Fransa ve Rusya’da yapılan deneylerde ispat edilmiştir ki, günlük gıdalarına bal ilave edilen çocukların kilolarında artış olurken, ishal ve kusma olayları azalır, midede sancı olmaz, kemik güçlenir.
* İki yaşından sonra çocuklarda meydana gelen yatak ıslatma olayına karşı, çocuklara yatmadan önce bir kaşık bal verilmesi halinde bu olay son bulur.
* 100 gr. Bala yarım limon suyu veya bal ile süt nezle ve gribe iyi geldiği tecrübe ile sabit olmuştur.
* İngiltere, İtalya ve Rusya’da yapılan deney ve araştırmalarda, balın, müzmin böbrek hastalıklarına, kalbe, karaciğere, sinir ve göz hastalıklarına iyi geldiği, bal ile yapılan tedavilerde mükemmel sonuçlar alındığı belirtildi. Ayrıca, öksürüğe, baş ağrısına ve akşam yemeğinde yenmesi halinde uykusuzluğa iyi geldiği, sinirleri yatıştırdığı ve bazı organlarda meydana gelen gayri ihtiyari titremeleri giderdiği ifade edildi.
* Ses telleri ve solunum yolu cihazındaki iltihaplar tedavisinde, ılık suya %10 oranında bal karıştırılarak 5 dakika süreyle buruna çekme suretiyle yapılan uygulama, diğer tedavi şekillerine nisbeten en iyi neticeyi vermiştir.
* Bilim adamları, arıcılıkla uğraşan insanlarda kanser vakalarının olmamasını, arıcılarda görülen vücut direncine bağlarken bu direncin tam olarak nereden kaynaklandığı konusunda farklı yorumlar getirmişler. Bir kısmı bunu doğrudan arıcıların, garip kimyasal yapıya sahip arı sütü içeren bal yemelerine bağlarken bir kısmını da arı sokmasındaki doğrudan kana karışan zehire bağlamış. Her iki halde de vücudun bağışıklık sistemi güçlendiği için, hücre bölünmesi engellenerek kansere yol Açan hücre anarşisine fırsat verilmiyor. Ancak son araştırmalar, şifanın doğrudan bal yemede olduğuna işaret etmektedir.
* Cilt beyazlığı ve yumuşaklığı için süt karışımı bal iyi bir tercih sayılmıştır. Ayrıca aynı maksatlara ilave olarak dudak ve ciltte oluşan çatlaklar için, 30 gr. Bal, 30 gr. Limon suyu, 15 gr. kolonya olmak üzere hazırlanan karışım arzu edilen neticeyi verdiği deneylerle sabit olmuştur. İnsan cildini, besleme, parlaklık kazandırma ve yumuşatma gibi olumlu etkilerinden dolayı bal, bazı Alman müessesleri kozmetik sanayinda güzellik malzemesi olarak kullanılmaktadır.
* Arı sütü karışımı kremin birçok deri hastalıkları ve sivilceleri tedavi ettiği, deriyi besleyip, yumuşattığı, kırışıklıkları giderdiği deriyi gerdiği ve kan dolaşımını uyardığı tespit edilmiştir. İştah açıcı özelliğe sahip arı sütünün sıkça yenmesi durumunda, tansiyonu dengelediği yanı yüksek tansiyonu düşürdüğü, düşük tansiyonu da yükselttiği, halsızlığı giderdiği yapılan deneylerle görülmüştür. Ayrıca kollestrolu giderir ve damar sertliğini önler.
* Bal, ilahi tıp ile beşeri tıbbı, ruhi tıp ile bedeni tıbbı, semavi tıbbı ile dünyevi tıbbı bir araya getiren bir gıda maddesi olduğu söylenebilir.
Henüz bütün sırlarını öğrenemediğimiz balın, Kur’an da insanlar için bir şifa kaynağı olduğunun zikri üzerinde bir daha düşünmek ve Kuranın bilim ve şifa mucizelerini anlamak ve araştırmak gerekmektedir.
Ancak bütün bu sonuçlar tabii ve gerçek bal için geçerli, sahte ballar için değil.
Popularity: 2%

Bu haber 25 Ocak 2010 tarihinde Support tarafından iNSAN VE SAGLiK kategorisi altına yazılmış. 366 views defa okunmuş ve Yorum yapılmamış
Benzer Konular
Yorum yapılmamış







