<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iSLAMDENiZi iSLAM iSLAMiC MUSLiM iSLAM DiNi CHAT SiTELER WEBSiTES &#187; iSLAM</title>
	<atom:link href="http://www.islamdenizi.net/category/islam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamdenizi.net</link>
	<description>iSLAMi SOHBET</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 13:35:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İnsanları cehenneme sürükleyen yalnızca dilleridir</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 13:28:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[dil nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dil ve insan]]></category>
		<category><![CDATA[dilimizi iyi kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[din ve di]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1122</guid>
		<description><![CDATA[Allah Resulü'nün Muaz bin Cebel'in sorusuna cevabı:İnsanların sıcaktan bunaldığı, hurma ağaçlarının altında istirahata çekildiği bir mevsimde Allah Resulü ve arkadaşları Bizans İmparatorluğu ile savaşmak amacıyla Tebük yollarındaydı. Sıcaklık gittikçe artıyor, düşman bir türlü ortaya çıkmıyor, yolculuk her geçen saat daha da zorlaşıyordu. Kur'an-ı Kerim o günleri zorluk zamanı olarak isimlendirmişti]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir-medium-0.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1123" title="insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir-medium-0" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir-medium-0.jpg" alt="" width="254" height="171" /></a></p>
<p>Allah Resulü&#8217;nün Muaz bin Cebel&#8217;in sorusuna cevabı:İnsanların sıcaktan bunaldığı, hurma ağaçlarının altında istirahata çekildiği bir mevsimde Allah Resulü ve arkadaşları Bizans İmparatorluğu ile savaşmak amacıyla Tebük yollarındaydı. Sıcaklık gittikçe artıyor, düşman bir türlü ortaya çıkmıyor, yolculuk her geçen saat daha da zorlaşıyordu. Kur&#8217;an-ı Kerim o günleri zorluk zamanı olarak isimlendirmişti.</p>
<p>Sıcaklık artık tahammül edilmez bir boyuta varınca Ashab-ı Kiram kendilerini korumak maksadıyla etrafa dağıldı. Genç sahabi Muaz bin Cebel arkadaşlarını seyrederken Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi gördü. Resul-i Ekrem yalnızdı. Koştu hemen Efendimiz&#8217;in yanına geldi ve bu fırsatı en iyi bir şekilde değerlendirerek şu soruyu sordu:</p>
<p>&#8220;Ya Resûlullah!  Beni cennete girdirecek, cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana haber ver.&#8221;</p>
<p>Allah Resulü, Muaz bin Cebel&#8217;in bu istediğine şöyle cevap verdi: &#8220;Çok büyük bir şey istiyorsun. Ancak bu, Allah&#8217;ın kolay kıldığı kişi için pek kolaydır; Hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnızca Allah&#8217;a kulluk edersin. Namazı dosdoğru kılarsın. Zekâtı verirsin. Ramazan orucunu tutarsın. Gücün yeter, imkân bulabilirsen haccedersin.&#8221;</p>
<p>Efendimiz Muaz&#8217;a İslam&#8217;ın temel esaslarına bağlı kalmasını tavsiye etti. Zira cennete girmek bu esaslara bağlı kalmakla mümkündür.<br />
&#8216;Resulullah, hayrın kapılarını haber veriyor&#8217;</p>
<p>Bir süre sonra Efendimiz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Şimdi sana hayır kapılarını haber vereyim mi? Oruç kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahın azabını söndürür. Kişinin gece yarısı kıldığı namaz da günahı söndürür.&#8221;</p>
<p>Cennete ulaşmanın yolu nefisle mücadele etmekten geçiyordu. Nefsiyle savaşan bir müminin en büyük silahı ise oruçtu. Gaflete kapılarak işlediğimiz pek çok günahımız vardı ve bu günahlar cehennem azabı olarak karşımıza çıkacaktı. Bizi yakacak olan ateşi söndürebilmemiz için sevdiklerimizden infak etmemiz, fakirleri, kimsesizleri gözetmemiz ve herkes sıcak yatağında uyurken kalkıp namaz kılmamız, gözyaşlarımızla günahlarımızdan tevbe etmemiz gerekiyordu.     Bundan sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem &#8220;Korkuyla ve umutla Rablerine kulluk ettikleri için  vücutları yataklarından uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez&#8221; [Secde sûresi 16, 17] ayetini okudu.     Daha sonra Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: &#8220;Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?&#8221;</p>
<p>Muaz bin Cebel&#8217;de: &#8220;Haber verin Ey Allah&#8217;ın Resulü&#8221; deyince: &#8220;İşin başı İslâm, direği namaz, zirvesi cihaddır&#8221; buyurdu.</p>
<p>İşin başı İslam&#8217;dı. Cennete girmenin ilk ve en önemli şartı Müslüman olmaktı. İslam binasını ise namaz ayakta tutuyordu. Efendimiz aleyhisselam &#8216;namazı olmayan bir dinde hayır yoktur&#8217; buyurmuştu. Cihad ise Allahın dinini yüceltmek için bir müminin yapabileceği her şeydi. Hiçbir amel cihad ile mukayese edilemezdi. (bkz. Tevbe suresi 19. Ayet)</p>
<p>İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen şey&#8230;</p>
<p>Efendimiz daha sonra: &#8220;Bu anlattıklarımın hepsini tutan, onların devamına ve olgunlaşmasına sebep olan şey nedir söyleyeyim mi?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Muaz bin Cebel de: &#8220;Evet, söyleyin Ya Resûlullah, deyince Peygamberimiz dilini tuttu ve: &#8216;Şunu koru&#8217; buyurdu.</p>
<p>Muaz: &#8220;Ya Resûlullah! Biz konuştuklarımızdan da sorgulanacak mıyız? Diye sorunca Allah Resulü şöyle buyurdu: &#8220;Annen yokluğuna yansın ey Muaz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, ancak dillerinin ürettikleridir!&#8221; [Tirmizi]</p>
<p>İnsanı cehenneme götüren şey ağzına gelen her şeyi söylemesi, çenesine sahip olmayışıydı. Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman edenler ya hayırlı bir söz söylerler ya da konuşmazlardı. Ancak müminler kurtulmuştu ve o müminler boş şeylerle ilgilenmezler, gereksiz şeylerle ilgilenmeyi ve bunları konuşmayı imani bir eksiklik olarak görürlerdi.</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1122" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1122&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/insanlari-cehenneme-surukleyen-yalnizca-dilleridir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>berat kandili ne zaman 2010</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-ne-zaman-2010.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-ne-zaman-2010.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 16:29:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[berat gecesi nezaman]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili nezamna]]></category>
		<category><![CDATA[beratt 2010 ne zamna]]></category>
		<category><![CDATA[beratt kandili ne zaman oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[hangi gece beraat kandili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[2010 Berat Kandili; 26 – 27 Temmuz Pazartesi gecesini Salı’ya bağlayan gecedir
Hicri Takvime göre ise; 14 – 15 Şaban 1431
BERAAT GECESİ
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
”Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan 2,3)
Her sene Berat gecesinde, o yılda olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi. Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
”Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Nesai)
Yine hadis-i şerif meallerinde;
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
(Allahü teâlâ, Şaban’ın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]
(Allahü teâlâ, Şaban’ın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]
Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sual etti. Peygamber efendimiz, cevaben buyurdu ki:
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/sunu1br5.jpg" rel="nofollow"><img class="alignnone size-full wp-image-1102" title="sunu1br5" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/sunu1br5.jpg" alt="" width="600" height="450" /></a></p>
<p><strong>2010 Berat Kandili; 26 – 27 Temmuz Pazartesi gecesini Salı’ya bağlayan gecedir</strong><strong>Hicri Takvime göre ise; 14 – 15 Şaban 1431<br />
BERAAT GECESİ<br />
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede buyuruluyor ki:<br />
”Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan 2,3)<br />
Her sene Berat gecesinde, o yılda olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi. Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
”Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Nesai)<br />
Yine hadis-i şerif meallerinde;<br />
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]<br />
(Allahü teâlâ, Şaban’ın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)<br />
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]<br />
(Allahü teâlâ, Şaban’ın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]<br />
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]<br />
Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sual etti. Peygamber efendimiz, cevaben buyurdu ki:<br />
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.)</strong></p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1101" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1101&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-ne-zaman-2010.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili Mesajları Beraat gecesi mesajları sms kısa mesaj</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-mesajlari-beraat-gecesi-mesajlari-sms-kisa-mesaj.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-mesajlari-beraat-gecesi-mesajlari-sms-kisa-mesaj.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 16:24:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[beraat kandili mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[beraat sms]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[berat kısa mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[berat sms]]></category>
		<category><![CDATA[kandil sms]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[*Koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı, o kadar çok sayıda insanı af ve mağfiret eder." HADİS 

*Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez kabul olunur: Recep'in gecesi, Şaban'ın yarısında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri." HADİS 

*Affımıza vesile olması dileklerimle miraç kandilinizi tebrik ederim. 

Allah'ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Kandiliniz mübarek olsun. 
*
*Allah'ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Miraç kandiliniz mübarek olsun. 

*Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. Hayırlı kandiller? 

*ALLAH'ın daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafından mekkeden kudüse götürülmüştür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak ''sidretül münteha'' denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür. Bu yolculuğun Mekke?den Kudüs?e kadar olan bölümüne isra Kudüs?ten ALLAH ile görüşmesine kadar ise Mirac denir. Bu görüşmede pegamber efendimize ümmet'i için vakit namaz ve Mirac hediye edilmiştir. Hayırlı Kandiller! 

*Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Regaib Kandili'nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz. Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun! 

*Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun.. 

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım. 

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı, anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım. 

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalplerimizi okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gecede dualarda birleşmek dileğiyle... 

Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller.. 

Beraat kandilin mübarek olsun. Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. 

Beraatin, hayatımıza yeni ufukların açılmasına vesile olması dileğiyle.. 

Biçarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır. 

Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle Miraç kandiliniz mübarek olsun.. 

Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle, kandiliniz mübarek olsun.. 

Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun... 

Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, Miraç kandilin mübarek olsun... 

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun. 

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun? 
Bu gece beraat gecesi. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. İyi kandiller. 

Bu gece beraat kandili.. Günahtan kurtuluş gecesi.. Haydi dua edelim.. Temizlensin günah defterleri.. İyi kandiller.. 

Bu gece Cenab-ı Hak?ın, kendisine yönelip af dileyen müminleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Hepimiz için hayırlı olsun! 

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Regaip kandiliniz hayırlı olsun! 

Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun. 

Tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle.. Hayırlı kandiller.. 

Tüm Müslüman dünyasının Mübarek Regaip Kandilini tebrik ederiz. 

Üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları manevi yönden daha önemli ve hayırlıdır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip kandilidir. Yani bu gece ALLAH'ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu gecedir. Edilen dualar, tövbeler bu gece kabul olunur. Yürekler binbir nurla doludur. Kandiliniz kutlu olsun.. 

Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Beraat kandiliniz mübarek olsun.. 

Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun. 

Bu gece peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa S.A.V 'in dünyaya şereflendirdiği gecedir. O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur.. Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun.. 

Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.. 

Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun. 

Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun. 

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla'ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün Miraç kandili, kandilin mübarek olsun. 

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla'ya aç. Bugün günahlardan olabildiğince kaç. Bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün kandil Kandilin mübarek olsun. 

Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun. 

Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun. 

Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun. 

Dul ve yetimlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden ve gündüzleri oruç, geceleri ibadetle geçiren kimse gibidir. 

Ellerin semaya, dillerin duaya, gönüllerin mevlaya yöneldiği bu mübarek geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim. 

Gel ey Muhammed bahardır, dualar ardında saklı, aminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi, Miractan iner gibi gel gel. Bekliyoruz yıllardır. Kandiliniz mübarek olsun.. 

Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatın en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olması temennisiyle... İyi Kandiller.. 

Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazılan bu gecede dua edelim Rabbimiz'e. Hayırlı kandiller.. 

Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, kandilin mübarek olsun. 

Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, Miraç kandilin mübarek olsun. 

Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun.. 

Hayır işler, insanı kötü ölümden korur. Gizli sadaka, Allah'ın gazabını giderir. Sıla-i rahim akrabalara iyilikte bulunmak, ömrü uzatır. Bütün hayırlı işler bir çeşit sadakadır. Dünyada hayır ehli olan kimseler, ahirette de hayır ehlidirler. Dünyada münker kötü iş ehli olan kimseler, ahirette de münker ehlidirler. Cennete herkesten önce girecek olan maruf ehli kimselerdir. 

Her müminin, riayet etmesi ve vefalı olması gerekli olan hususlar şunlardır:Din saygısı, edebe saygısı ve sofra saygısı. 

Kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan Orucunu tutar, kendisini yabancıdan korur ve kocasına itaat ederse, kendisine: Hangi kapısından istersen Cennete gir denir. 
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için Miraç kandiliniz mübarek olsun. 
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için, kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için.. Kandiliniz mübarek olsun. 

Kandiliniz mübarek olsun!! 

Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği, dostlukların bitmediği yine de mutlu, umutlu ve sevgi dolu,rahmetlerin yağmur gibi yağdığı nice kandillere... 

Kim canı gönülden iman eder, kalbini her türlü günah, nifak ve bozgunculuktan temiz tutar, dili ile doğru ve tatlı konuşur, endişeye düşmeden haline razı olur, doğru ve güzel huylu olursa gerçekten mutluluğa erer. 

Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler.... İyi Kandiller 

Mübarek aylara selam olsun.. Selam olsun ey Regaip.. 

*Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbi'ne kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. 

*Oruçlu olan kimse, bir kimsenin aleyhinde bulunmadıkça veyahut eza ve cefa yapmadıkça, ta orucunu bozuncaya kadar ibadetdedir. 

*Regaip kandiliniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun! 

*Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece Allah?ın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk kandil gecesidir. Hayırlı olsun.. 

*Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun. 

*Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle Miraç kandilin mübarek olsun. 

*Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun.. 

*Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller. 

*Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller. 

*Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun. 

*Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle Miraç kandiliniz mübarek olsun. 

*Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek Miraç kandilinizi kutlarım Allah'a emanet olun. Güzel kandiller.. 

*Zâde duygular yükselsin göklere, yükseklerde hafakan, gözlerde yaşlar, ona susamış dudaklar kadar, açılan eller var. Kandiliniz mübarek olsun. 

*Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Kalb zenginliğinden mahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahib olursa olsun yine fakirdir. Tamaı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir. 
15:52 - Temmuz 28, 2008 - yorum yaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/beratgecesi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1097" title="beratgecesi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/beratgecesi.jpg" alt="" width="416" height="302" /></a></p>
<p><strong>*Koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı, o kadar çok sayıda insanı af ve mağfiret eder.&#8221; HADİS*Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez kabul olunur: Recep&#8217;in gecesi, Şaban&#8217;ın yarısında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.&#8221; HADİS*Affımıza vesile olması dileklerimle miraç kandilinizi tebrik ederim.</p>
<p>Allah&#8217;ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Kandiliniz mübarek olsun.<br />
*<br />
*Allah&#8217;ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Miraç kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>*Allah&#8217;ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. Hayırlı kandiller?</p>
<p>*ALLAH&#8217;ın daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafından mekkeden kudüse götürülmüştür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak &#8221;sidretül münteha&#8221; denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür. Bu yolculuğun Mekke?den Kudüs?e kadar olan bölümüne isra Kudüs?ten ALLAH ile görüşmesine kadar ise Mirac denir. Bu görüşmede pegamber efendimize ümmet&#8217;i için vakit namaz ve Mirac hediye edilmiştir. Hayırlı Kandiller!</p>
<p>*Allah&#8217;ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Regaib Kandili&#8217;nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz. Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!</p>
<p>*Allah&#8217;ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..</p>
<p>Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.</p>
<p>Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı, anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.</p>
<p>Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalplerimizi okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gecede dualarda birleşmek dileğiyle&#8230;</p>
<p>Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..</p>
<p>Beraat kandilin mübarek olsun. Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin.</p>
<p>Beraatin, hayatımıza yeni ufukların açılmasına vesile olması dileğiyle..</p>
<p>Biçarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır.</p>
<p>Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle Miraç kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle, kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun&#8230;</p>
<p>Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, Miraç kandilin mübarek olsun&#8230;</p>
<p>Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun?<br />
Bu gece beraat gecesi. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. İyi kandiller.</p>
<p>Bu gece beraat kandili.. Günahtan kurtuluş gecesi.. Haydi dua edelim.. Temizlensin günah defterleri.. İyi kandiller..</p>
<p>Bu gece Cenab-ı Hak?ın, kendisine yönelip af dileyen müminleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Hepimiz için hayırlı olsun!</p>
<p>Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla&#8217;ya sunacağı ve O&#8217;nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Regaip kandiliniz hayırlı olsun!</p>
<p>Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.</p>
<p>Tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle.. Hayırlı kandiller..</p>
<p>Tüm Müslüman dünyasının Mübarek Regaip Kandilini tebrik ederiz.</p>
<p>Üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları manevi yönden daha önemli ve hayırlıdır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip kandilidir. Yani bu gece ALLAH&#8217;ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu gecedir. Edilen dualar, tövbeler bu gece kabul olunur. Yürekler binbir nurla doludur. Kandiliniz kutlu olsun..</p>
<p>Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Beraat kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.</p>
<p>Bu gece peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa S.A.V &#8216;in dünyaya şereflendirdiği gecedir. O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur.. Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla&#8217;ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün Miraç kandili, kandilin mübarek olsun.</p>
<p>Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla&#8217;ya aç. Bugün günahlardan olabildiğince kaç. Bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün kandil Kandilin mübarek olsun.</p>
<p>Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.</p>
<p>Dul ve yetimlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden ve gündüzleri oruç, geceleri ibadetle geçiren kimse gibidir.</p>
<p>Ellerin semaya, dillerin duaya, gönüllerin mevlaya yöneldiği bu mübarek geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.</p>
<p>Gel ey Muhammed bahardır, dualar ardında saklı, aminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi, Miractan iner gibi gel gel. Bekliyoruz yıllardır. Kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatın en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olması temennisiyle&#8230; İyi Kandiller..</p>
<p>Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazılan bu gecede dua edelim Rabbimiz&#8217;e. Hayırlı kandiller..</p>
<p>Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, kandilin mübarek olsun.</p>
<p>Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, Miraç kandilin mübarek olsun.</p>
<p>Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>Hayır işler, insanı kötü ölümden korur. Gizli sadaka, Allah&#8217;ın gazabını giderir. Sıla-i rahim akrabalara iyilikte bulunmak, ömrü uzatır. Bütün hayırlı işler bir çeşit sadakadır. Dünyada hayır ehli olan kimseler, ahirette de hayır ehlidirler. Dünyada münker kötü iş ehli olan kimseler, ahirette de münker ehlidirler. Cennete herkesten önce girecek olan maruf ehli kimselerdir.</p>
<p>Her müminin, riayet etmesi ve vefalı olması gerekli olan hususlar şunlardır:Din saygısı, edebe saygısı ve sofra saygısı.</p>
<p>Kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan Orucunu tutar, kendisini yabancıdan korur ve kocasına itaat ederse, kendisine: Hangi kapısından istersen Cennete gir denir.<br />
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için Miraç kandiliniz mübarek olsun.<br />
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için, kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için.. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>Kandiliniz mübarek olsun!!</p>
<p>Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği, dostlukların bitmediği yine de mutlu, umutlu ve sevgi dolu,rahmetlerin yağmur gibi yağdığı nice kandillere&#8230;</p>
<p>Kim canı gönülden iman eder, kalbini her türlü günah, nifak ve bozgunculuktan temiz tutar, dili ile doğru ve tatlı konuşur, endişeye düşmeden haline razı olur, doğru ve güzel huylu olursa gerçekten mutluluğa erer.</p>
<p>Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler&#8230;. İyi Kandiller</p>
<p>Mübarek aylara selam olsun.. Selam olsun ey Regaip..</p>
<p>*Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbi&#8217;ne kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.</p>
<p>*Oruçlu olan kimse, bir kimsenin aleyhinde bulunmadıkça veyahut eza ve cefa yapmadıkça, ta orucunu bozuncaya kadar ibadetdedir.</p>
<p>*Regaip kandiliniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun!</p>
<p>*Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece Allah?ın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk kandil gecesidir. Hayırlı olsun..</p>
<p>*Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.</p>
<p>*Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle Miraç kandilin mübarek olsun.</p>
<p>*Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..</p>
<p>*Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.</p>
<p>*Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.</p>
<p>*Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>*Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle Miraç kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>*Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek Miraç kandilinizi kutlarım Allah&#8217;a emanet olun. Güzel kandiller..</p>
<p>*Zâde duygular yükselsin göklere, yükseklerde hafakan, gözlerde yaşlar, ona susamış dudaklar kadar, açılan eller var. Kandiliniz mübarek olsun.</p>
<p>*Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Kalb zenginliğinden mahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahib olursa olsun yine fakirdir. Tamaı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir.<br />
15:52 &#8211; Temmuz 28, 2008 &#8211; yorum yaz</p>
<p></strong></p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1096" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1096&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-mesajlari-beraat-gecesi-mesajlari-sms-kisa-mesaj.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BERAT KANDİLİ NEDİR? BERAT GECESİ NEDİR</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-nedir-berat-gecesi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-nedir-berat-gecesi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 16:21:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[beraat]]></category>
		<category><![CDATA[beraat gecesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[beraat kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[berat nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[Berat gecesi

Sual:
 Berat gecesinin önemi nedir?
CEVAP
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/BERAAT-KANDİLİ-NEDİR.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1093" title="BERAAT-KANDİLİ-NEDİR" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/BERAAT-KANDİLİ-NEDİR.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p><strong>Berat gecesi<br />
</strong><span style="color: #333300;"><strong><br />
<span style="color: #0000ff;">Sual:</span></strong></span><strong><br />
Berat gecesinin önemi nedir?<br />
<span style="color: #0000ff;">CEVAP</span><br />
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:<br />
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.</p>
<p>Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]</p>
<p>Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]</p>
<p>Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:<br />
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]</p>
<p>(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]</p>
<p>(Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.) [S. Ebediyye]</p>
<p>(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]</p>
<p>(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihali]</p>
<p>(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]</p>
<p>(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece şabanın 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)</p>
<p>(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]</p>
<p>(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]</p>
<p>(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]</p>
<p>(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]</p>
<p>İçki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana babaya isyan gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgün ise, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevapları günahlarından daha çok ise Cehenneme girmeden de Cennete gider.</p>
<p>Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim ve ilmihal okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.</p>
<p>Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okurdu. (R.Nasıhin)</p>
<p>Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]</p>
<p>Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:<br />
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)</p>
<p></strong></p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1092" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1092&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili-nedir-berat-gecesi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BERAT KANDİLİ</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 16:13:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[beraat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[beraat kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Duası]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesi Duası]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesi ibadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesi Namazı -I]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesi Namazı -II]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesinin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Bu gece af dışı kalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hadislerle Berat Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Yıllık kader programı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1087</guid>
		<description><![CDATA[Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/berat-kandili-resim.jpg" rel="nofollow"><img class="alignnone size-full wp-image-1089" title="berat-kandili-resim" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/berat-kandili-resim.jpg" alt="" width="750" height="500" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&#8217;ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)<strong><span style="color: #800000;">Hadislerle Berat Kandili</span></strong></p>
<p>- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:<br />
Recep, Allahın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.</p>
<p>Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.</p>
<p>Ebu Hüreyre Radıyallahu Anddan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:<br />
Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.<br />
Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:<br />
Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.</p>
<p>Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.<br />
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: &#8220;Ne mutlu bu gece rüku edenlere.<br />
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece secde edenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece dua edenlere ne mutlu.&#8221; Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -&#8221;Bu gece, Allah&#8217;ı zikredenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.&#8221;<br />
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Müslümanlara ne mutlu.&#8221; Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.<br />
Bunları gördükten sonra, Cebrail&#8217;e sordum: &#8220;Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?<br />
Şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.&#8221;</p>
<p>- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: &#8220;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: &#8220;Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa&#8217;ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi</span></strong></p>
<p>Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.<br />
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.<br />
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.<br />
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.<br />
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:<br />
&#8220;O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.&#8221;<br />
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil&#8217;in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Yıllık kader programı</span></strong><br />
İbni Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:<br />
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.<br />
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.<br />
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.<br />
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil&#8217;e verilir ki bu büyük bir melektir.<br />
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.<br />
Fahreddin er-Râzî&#8221;nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1<br />
Berat Kandilinin &#8220;bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde&#8221; olması bu manalara dayanmaktadır.2<br />
Kur&#8217;ân&#8217;ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:<br />
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Berat Gecesinin özellikleri</span></strong><br />
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü&#8217;min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: &#8220;Mübarek Gece&#8221;, &#8220;Berae Gecesi&#8221;, &#8220;Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü&#8217;min kullarına beraet yazar)&#8221;, &#8220;Rahmet Gecesi.&#8221;<br />
&#8220;Berat, beraet&#8221; kelimesi &#8220;el-berâe&#8221; kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.<br />
&#8220;Berâet&#8221; iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü&#8217;minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.<br />
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs&#8217;teki Mescid-i Aksâ&#8217;dan Mekke&#8217;deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3<br />
<span style="color: #800000;"><strong>Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.</strong></span><br />
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.<br />
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.<br />
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.<br />
4. Allah&#8217;ın af ve bağışlamasının coşması.<br />
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.<br />
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban&#8217;ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah&#8217;tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka&#8230;<br />
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4</p>
<p>Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.<br />
&#8220;Şâban&#8217;ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:<br />
&#8220;İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. &#8220;Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.<br />
&#8220;Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.<br />
&#8220;Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.&#8221;s<br />
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Bu gece af dışı kalanlar</span></strong><br />
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;5</p>
<p>Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;9</p>
<p>İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.</p>
<p>Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</p>
<p>Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Berat Gecesi ibadeti</span></strong><br />
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur&#8217;ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.</p>
<p>İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir</p>
<p>Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</p>
<p>Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p>İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ&#8217;da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs&#8217;te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid&#8217;at bile olduğunu ifade eder.</p>
<p>Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Berat Gecesi Duası</strong></span><br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
&#8220;Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.&#8221;11</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Berat Duası</strong></span><br />
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:<br />
&#8220;Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, &#8216;Allah dilediğini<br />
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.&#8221;12<br />
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Berat Gecesi Namazı -I</strong></span><br />
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.<br />
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh&#8217;den gelen rivayete göre:</span></strong><br />
&#8220;Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: &#8220;Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala&#8217;nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala&#8217;nın mağfiretidir.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Berat Gecesi Namazı -II</span></strong><br />
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.<br />
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.<br />
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar&#8230;<br />
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum&#8217;a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.<br />
-&#8221;Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende<br />
-&#8221;En iyisini, Allah ve Resulü bilir.&#8221; Dedim. Şöyle buyurdu:<br />
-&#8221;Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin&#8221;?<br />
-&#8221;Olur&#8221; dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:<br />
&#8220;Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem&#8230;&#8221;<br />
Sonra kendisine sordum: &#8220;Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: &#8220;Sen onları öğrenebildin mi&#8221;? Bu sorusuna karşılık: &#8220;Evet&#8221; deyince, şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Kaynaklar</span></strong><br />
1 Hülâsâtü&#8217;l-Beyân. 13:5251.<br />
2 Şualar, s,426.<br />
3 TDİ.&#8221;Berat&#8221; maddesi.<br />
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295<br />
5 İbni Mâce, İkame, 191.<br />
7 et-Tergîb ve&#8217;t-Terhib, 2:118.<br />
8 İbni Mace, İkametü&#8217;s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.<br />
9 Tirmizî, Savm:39.<br />
10 Şualar, s.426.<br />
11 et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, 2:.119, 120.<br />
12 Rad Suresi, 39; Mecmuatül-Ahzab, 1:597.</p>
<p></span></p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1087" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1087&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/berat-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allaha İtaat, Onu Sevmek, Rasulünü Sevmek</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/allaha-itaat-onu-sevmek-rasulunu-sevmek.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/allaha-itaat-onu-sevmek-rasulunu-sevmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:19:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ı sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[Allaha itaat]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed mustafa sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[imamı gazali]]></category>
		<category><![CDATA[itaat nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[kalplerin keşfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[Allaha İtaat,Onu Sevmek,Rasulünü Sevmek

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor:

— De ki, «eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin» (38).

Allah'ın rahmeti üzerinde olsun, bil ki, kulun Allah'ı ve O'nun Resul'ü-nü sevmesi, onlara boyun eğmekle, onların emrine uymakla olur. Allah'ın kullarını sevmesi de onlara mağfiret suretiyle ikramda bulunmasıdır.

Denilir ki, kul gerçek kemâlin yalnız Allah'da olduğunu, kendisine ve-ya başkasında gördüğü her kemâlin gerçek kemalin Allah'dan ve Allah sayesinde olduğunu bilince ne Allah'dan başkasını sevebilir ve ne de Allah'a dayanmayan bir sevgiye gönlünde yer verebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1054" title="Kalplerin-Keşfi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" alt="" width="270" height="390" /></a></p>
<p><strong>Allaha İtaat,Onu Sevmek,Rasulünü Sevmek</strong></p>
<p>Ulu Allah (C.C.) buyuruyor:</p>
<p>— De ki, «eğer Allah&#8217;ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin» (38).</p>
<p>Allah&#8217;ın rahmeti üzerinde olsun, bil ki, kulun Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun Resul&#8217;ü-nü sevmesi, onlara boyun eğmekle, onların emrine uymakla olur. Allah&#8217;ın kullarını sevmesi de onlara mağfiret suretiyle ikramda bulunmasıdır.</p>
<p>Denilir ki, kul gerçek kemâlin yalnız Allah&#8217;da olduğunu, kendisine ve-ya başkasında gördüğü her kemâlin gerçek kemalin Allah&#8217;dan ve Allah sayesinde olduğunu bilince ne Allah&#8217;dan başkasını sevebilir ve ne de Allah&#8217;a dayanmayan bir sevgiye gönlünde yer verebilir.</p>
<p>Bu bilgi de Allah&#8217;a ibadet etmek isteğini, O&#8217;na yaklaştıracak davra-nışları arzu etmeyi gerektirir. Böyle olduğu için Allah sevgisi, ibadet is-teği ile yorumlanmış ve yine bu sevgi ibadet ederken Peygamber&#8217;imize (S.A.S.) uyma ona itaate teşvik şartına bağlanmıştır.</p>
<p>Hasan el-Basrî&#8217;den (rehimehullahu) rivayet edildiğine göre Peygam-ber&#8217;imizin (S.A.S.) zamanında bir takım kimseler «ey Muhammed! Biz Rabb&#8217;imizi çok severiz» demeleri üzerine yukarıdaki ayeti kerime inmiştir.</p>
<p>Bişr el-Hafi (R.A.) diyor ki, «bir gece Peygamber&#8217;imizi (S.A.S.) rü-yamda gördüm, bana dedi ki, «ey Bişr! Allah senin dereceni arkadaşların arasında neden yüksek kıldı, biliyor musun? «Hayır, ya Rasulellah» diye cevap verdim. Bunun üzerine Peygamber&#8217;imiz, salihlere hizmet ettiğin için, mümin kardeşlerine nasihat ettiğin için, dostlarını ve yolumdan ay-rılmayanları sevdiğin için ve yolumdan gittiğin için» diye kendi sorusuna cevap verdi. Peygamber&#8217;imizi (S.A.S.) buyuruyor ki:</p>
<p>— Benim sünnetimi ihya eden beni sevmiş olur, beni sevenler de Kıyamet günü cennette benimle birlikte olurlar.»</p>
<p>Bize kadar intikal eden bütün meşhur islâmî eserlerde belirtildiğine göre ahlâkın bozulduğu ve halkın çeşit çeşit mezheplere kapıldığı zaman-larda Resullerin efendisi olan Peygamber&#8217;imizin sünnetine sımsıkı sarı-lanlara yüz şehidin ecri verilecektir. Meşhur «Şırat-ül İslâm» adlı kitab-da da böyle yazar.</p>
<p>Yine Peygamber&#8217;imizi (S.A.S.) şöyle buyurur:</p>
<p>— Bana yüz çevirenler müstesna, ümmetimin hepsi cennete gire-cektir» Sahabîler sordular, «ey Allah&#8217;ın Resul&#8217;ü! Yüz çevirenler, kimler-dir?» Peygamber&#8217;imiz sözlerine şöyle devam etti, «kim bana uyarsa cen-nete girecek, bana isyan edenler, bana yüz çevirmişler demektir. Sünne-time uygun olarak yapılmayan her iş, isyandır.»</p>
<p>Ehl-i tasavvuftan biri der ki Allah&#8217;ın-farz, kıldığı ibadetlerden birini bile bile terkeden veya sünnetlerden birine bilerek uymayan bir şeyhi ha-vada uçarken, denizde yürürken, ateş yerken veya daha başka olağan-üstü davranışlar gösterirken görseniz, bütün bunlara rağmen adamın da-vasında yalancı olduğunu, gösterdiği olağanüstülüklerin «keramet» de-ğil, olsa olsa «istidrac» olduğunu biliniz. Allah böyle kimselerden cüm-lemizi korusun.</p>
<p>Cüneyd ül-Bağdadî (rehimehullahu) der ki, «Allah&#8217;a ancak yine Al-lah&#8217;ın sayesinde ulaşılabilir, Allah&#8217;a ulaşmanın yolu da Peygamber&#8217;imizin (S.A.S.) yoludur.»</p>
<p>Ahmed ül-Hıvarî (rehimehullahu) der ki, «sünnete uymaksızın işlenen her amel batıldır. Nitekim Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) şöyle buyurur:</p>
<p>Şiratül islâmda bildirilmiştir.</p>
<p>— Sünnetimi yozlaştıranlar şefaatimden mahrum kalırlar.»</p>
<p>Hikâye edildiğine göre, adamın biri bir delinin cahil sayılacak bir işi-ni görür ve durumu Ma&#8217;ruf ul-Kerhî&#8217;ye (rahimehullahu) bildirir. Ma&#8217;ruf gü-lümseyerek der ki. «kardeşim! Allah&#8217;ı sevenler içinde küçüğü, büyüğü, akıllısı, delisi vardır. Senin gördüğün bu adam, onların delilerinden biri-dir.»</p>
<p>Cüneyd-ül Bağdadî (rehimehullahu) der ki, «bir gün şeyhimiz Sırri (rehimehullahu) hastalandı, hastalığının ne sebebini anlayabildik ve ne de nasıl tedavi edileceğini bilebildik.</p>
<p>Bize mütehassis bir doktor tavsiye ettiler,şeyhin idrarını bir şişeye koyarak ona götürdük, doktor idrara uzun uzadıya baktı. Sonra bize dö-nerek «zannederim bu idrar aşık birine ait olsa» dedi. Ben bir nara ko-yuvererek bayılmışım, idrar şişesi de elimden düşmüş.</p>
<p>Dönünce Sırrîye durumu anlattım, gülümseyerek «Allah canını al-masın, nasıl da gördü!» diye cevap verdi. «Şeyhim, demek ki, muhabbet idrardan bile belli olurmuş» dedim, bana «tabii» karşılığını verdi.</p>
<p>Fudayl (rehimehullahu) der ki, «sana, Allah&#8217;ı seviyor musun, diye sordukları zaman, sus. cevap verme. Çünkü eğer, hayır, diyecek olsan imandan çıkarsın, buna karşılık, evet, diyecek olsan ve Allah&#8217;ı sevenlere yakışmayacak tavsif de bulunsan Allah&#8217;ın gazabından kork.»</p>
<p>Süfyan (rehimehullahu) der ki. «Allah&#8217;ı sevenleri seven kimse as-lında Allah&#8217;ı seviyor demektir. Allah&#8217;a ikram eden kimselere ikram eden kimse, aslında Allah&#8217;a ikram ediyor demektir.»</p>
<p>Sehl (rehimehullahu) der ki, «Allah&#8217;ı sevmenin alâmeti Kur&#8217;an-ı ke-rimi sevmektir. Allah ve Kur&#8217;an sevgisinin alâmeti ise Peygamber (S.A.S.) sevmektir. Peygamber (S.A.S.) sevgisinin alâmeti ise sünneti sevmektir. Sünneti sevmenin alâmeti ise, Ahireti sevmektir. Ahireti sevmenin alâmeti ise dünyadan hoşlanmamaktır. Dünyadan hoşlanmamanın alâmeti de Ahiret azığı olabilecek kadarının dışında onun varlığından uzak dur-maktır.»</p>
<p>Ebul Hasan ül-Zencanî (rehimehullahu) der ki. «İbadet binasının te-meli üç direk üzerinde oturur. Göz, kalb ve dil. Gözün ibadeti, ibret al-makladır. Kalbin ibadeti, düşünmek ve duymakladır. Dilin ibadeti ise doğru konuşmak ve Allah&#8217;ı zikretmekle olur. Nitekim ulu Allah şöyle bu-yurur</p>
<p>— Ey iman edenler! Allah&#8217;ı çok çok zikrediniz. O&#8217;nu sabah &#8211; akşam noksan sıfatlardan tenzih ediniz.» (39).</p>
<p>Anlatıldığına göre bir gün Abdullah ile Ahmed İbni Hab bir yerde bir-likte bulunuyorlardı. Bu arada Ahmed İbni Hab yerden bir ot kopardı. Bu-nun üzerine Abdullah ona dedi ki. «bu hareket sana beş şeye mal oldu</p>
<p>1 — Bu hareketle kalbini Allah&#8217;ı teşbih etmekten alıkoydun.</p>
<p>2 —- Bu hareketle kendini Allah&#8217;ın zikrinden başka bir işle oyalan-maya alıştırdın.</p>
<p>3 — Bu hareketinle başkalarının da aynı davranışta bulunmalarına önayak oldun.</p>
<p>4 — O ot parçasını Allah&#8217;ı teşbih etmekten alıkoydun.</p>
<p>5 — Bu hareketinle Kıyamet günü Allah&#8217;a kendi aleyhinde bir de-lil meydana getirdin,» (Revmak-ül Mucaniste böyle anlatılmıştır.)</p>
<p>Sirrî (R.A.) der ki, «bir gün Gürcanî&#8217;yi kavrulmuş un yutarken gör-düm, «neden başka bir şey yemiyorsun» diye sordum,bana şöyle dedi: Yiyeceği çiğnemek ile yutmak arasında yetmiş tesbihlik bir zaman geç-tiğini hesab ettim, o yüzden kırk yıldır hiç ekmek çiğnemedim.»</p>
<p>Nakledildiğine göre Sehl İbni Abdullah onbeş günde bir yemek yer-di. Bütün Ramazan ayı boyunca sadece bir kere yemek yerdi. Bazen yet-miş gün geçer de hiç yemek yemediği olurdu. Yemek yediği zaman za-yıflar, aç kalınca kuvvetlendiği görülürdü. Mescid-i Haram&#8217;da otuz yıl Ebu Hammad ül-Esved&#8217;e komşu oldu da yerken veya içerken hiç görül-medi, her an Allah&#8217;ı zikrederdi.</p>
<p>Anlatıldığına göre Amr İbni Ubeyd {rehimehullahu) yalnız şu üç şey için evinden dışarı çıkardı:</p>
<p>1 — Cemaatle namaz kılmak</p>
<p>2 — Hasta ziyaret etmek</p>
<p>3—Cenaze namazı kılmak</p>
<p>O derdi ki, «insanları hırsız ve yankesici olarak görüyorum. Ömür, paha biçilmez bir nadide mücevherdir. Ondan Ahirete kalacak bir hazine doldurmak gerekir. İyi bilmelisiniz ki, Ahirete talip olanların dünya ha-yatından el-etek çekmeleri gerekir. Ancak o zaman kulun ulaşmak is-tediği hedef tek olur ve içi ile dışı arasında uyumsuzluk kalmaz. Böyle bir hali muhafaza etmek, ancak kulun içini ve dışını devamlı kontrol al-tında tutması İle mümkündür.</p>
<p>İmam-ı Şiblî (rehimehullahu) der ki, «İlk intisap ettiğim günlerde uy-kum bastırınca göz kapaklarıma tuz sürerdim. Durum daha da ağırla-şınca mili kızdırıp göz kapaklarıma sürme çekerdim.»</p>
<p>İbrahim İbni Hâkim der ki, «babamın uykusu geldiği zaman denize girer yüzmeye başlardı, o yüzerken denizdeki balıklar etrafına üşüşür, onunla birlikte teşbih ederlerdi.»</p>
<p>Anlatıldığına göre Vehb İbni Münebbih (rahimehullahu), geceleyin uyuma ihtiyacının üzerinden kaldırması için Allah&#8217;a dua etmiş ve duası kabul edilerek kırk yıl hiç uykusu gelmemiştir.</p>
<p>Hasan El-Hallac (rehimehullahu), kendi kendine topuğundan dizine kadar onüç pranga vurur ve bu durumda her gün ve gece bin rekat na-maz kılardı.</p>
<p>Cüneyd ül-Bağdadî (rehimehullahu) ilk intisab ettiği günlerde çarşı-ya gelir, mağazasını açar, içeri girer ve hemen namaza dururdu. Dört yüz rekat kıldıktan sonra evine dönerdi.</p>
<p>Habeşî İbnî Davud&#8217;un (rehimehullahu) kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazı kıldığı bildirilmiştir.</p>
<p>Mü&#8217;minin her zaman abdestli bulunması gerekir. Her abdest bozduğunda abdest tazeleyerek iki rek&#8217;at namaz kılmalıdır. Nerede oturursa otursun, kıbleye yüzünün dönük bulunmasına dikkat etmesi gerekir. Ken-disini daima Peygamber&#8217;imizin (S.A.S.) huzurunda oturuyormuş gibi farz ederek ona göre kendisine çeki düzen vermelidir. Ta ki, bu düşünce altın-da her hareketi vakar ve ağırbaşlı olsun, kabalıklara katlanarak her çir-kin harekete karşılık vermesin, kusurlarına karşılık hemen istiğfar etsin, kendini ve amelini beğenip böbürlenmesin. Çünkü kendini beğenmek, şeytanın sıfatlarındandır. Tersine kendini küçümsesin, buna karşılık sa-lihlere hürmet ve mühimseme nazarı ile baksın. Çünkü salihlere hürmet etmeyi bilmeyenleri Allah (C.C.) onlarla birarada bulunma nimetinden mahrum eder. İbadete hürmet etmeyi bilmeyenlerin de Allah, kalblerin-den ibadet lezzetini çıkarır.</p>
<p>Anlatıldığına göre Ebu Ali, Fudayl İbni İyad&#8217;a (rahimehullahu) sor-dular ki, «ey Şeyh! İnsan ne zaman salih sıfatını kazanır?» O şöyle ce-vap verdi: «Kulun niyeti, başkalarına nasihat etmek, kalbinde Allah kor-kusu, dilinde doğru sözlülük bulunur ve bütün davranışları salih amel olduğu zaman o kimse salih sıfatını taşımaya hak kazanır. Ulu Allah Mi&#8217;rac&#8217;da Peygamber&#8217;imize «ey Ahmed! Eğer insanların günahlardan en kaçınanı ve dünyadan en el-etek çekmişi olmak istiyorsan, Ahirete yö-nel&gt;&gt; diye buyurdu. Peygamber&#8217;imiz «dünyadan nasıl el-etek çekeyim» di-ye sordu. Ulu Allah «dünya varlığı olarak sadece yiyecek, içecek ve gi-yecek kadar yanında bulundur. Yarın için hiç bir şey biriktirme, hiç dur-madan beni zikret» diye buyurdu.</p>
<p>Bunun üzerine Peygamber&#8217;imiz «Allah&#8217;ım! Seni nasıl devamlı zikre-deyim» diye sordu. Ulu Allah «insanlardan uzak durmakla; uykunu na-maz, yemeğini açlık yap» .diye buyurdu.</p>
<p>Nitekim Peygamber&#8217;imiz (S.A.S. buyuruyor ki:</p>
<p>— Dünyadan uzak durmak hem bedeni ve hem de kalbi huzura ka-vuşturur. Buna karşılık dünya tutkunluğu keder ve üzüntüyü artırır. Dün-ya sevgisi, her günahın başıdır, ondan uzak durmak da her iyilik ve iba-detin ilk adımıdır.»</p>
<p>Anlatıldığına göre salihlerden biri bir cematin yanından geçiyordu. Baktı ki, bir doktor, hastalıkları sayıyor ve bahsettiği her hastalığın nasıl tedavi edileceğini tarif ediyordu. Salih kişi doktora seslendi, «ey be-denlerin tedavi edicisi! Kalbleri de tedavi edebilir misin?» Doktor «evet, hastalığını bana anlat» dedi. Salih kimse «bahsettiğim kalbi atışında da büzülüşünde de günahlar karartmıştır. Onun tedavisi var mıdır?» dedi.</p>
<p>Doktor şu cevabı verdi, «böyle bir kalbin ilâcı, gece-gündüz Allah&#8217;a yalvarmak, yakarmak, O&#8217;ndan af dilemek, O&#8217;na ibadet etmeye koyulmak. O&#8217;ndan özür dilemektir. Kalblerin tedavisi böyledir, şifa ise gayblerin bi-licisi olan Allah&#8217;dandır.»</p>
<p>Doktordan bu cevabı alan salih kişi yüksek bir nara atarak ağlaya ağlaya yoluna devam etti. Yürürken şöyle dedi, «Sen ne iyi doktorsun, kalbimin tedavisini doğru bildin» Doktor sözlerini şöyle bitirdi, «bu tari-fim, tevbe ederek kalbiyle tevbelerin kabul edicisi olan Allah&#8217;a yönelen-lerin tedavisidir.»</p>
<p>Anlatıldığına göre adamın biri bir köle satın alır. Köle efendisine der ki, «efendim, aramızda şu üç şart bulunacak.</p>
<p>1 — Vakit geldiğinde farz namazları kılmama engel olmayacaksın</p>
<p>2 — Gündüz bana ne iş buyurursan buyur, geceleri bana iş ver-meyeceksin.</p>
<p>3 — Evinde bana, benden başka hiç kimsenin giremeyeceği bir oda ayıracaksın.»</p>
<p>Adam köleye «bu şartlarını kabul ediyorum, kalk evleri gez, kendine kendin bir oda seç» der.</p>
<p>Evleri dolaşan köle orada yıkık bir ev bulunca «burayı seçtim» der; Adam «oğlum, neden yıkık bir ev seçtin» der. Köle «efendim. Allah ile birlikte olunca yıkıntıların bakımlı bahçe gibi olduğunu bilmiyor musu-nuz» der.</p>
<p>Köle gündüzleri efendisine hizmet eder, geceleri Allah&#8217;ına ibadete ayırırdı.</p>
<p>Bu böyle devam edip giderken bir gece «efendi evi gezmeye çıkar, kölenin kapısı önüne varınca odayı apaydınlık içinde ve köleyi de sec-deye kapanmış görür, başından aşağı yerle gök arasına asılmış bir kan-dil göz kamaştırıcı bir ışık saçmaktadır. Köle Allah&#8217;ına şu sözlerle yal-varıp seslenmektedir. «Allah&#8217;ım! Efendimin hakkını omuzlarıma yükledin, ben de ona gündüzleri hizmet ediyorum. Eğer böyle olmasaydı, gece-gün-düzünü sırf sana ibadet ederek geçirirdim. Beni mazur gör, ya Rabb&#8217;i.»</p>
<p>Köle secdeye kapanmış böyle dua ederken efendisi ondan gözlerini ayırmıyor, nihayet tanyeri ağarır, kandil geri alınır ve odanın tavanı geri-ye kapanır.</p>
<p>Adam geri döner, varıp olup bitenleri karısına anlatır. Ertesi gece olunca bu sefer karısının elinden tutarak odanın kapısı önüne ikisi gelir-ler. Köle yine secdeye kapanmıştır, kandil yine başından, aşağı sark-mıştır.</p>
<p>Karı-koca kapının önünde dikilip gözyaşları içinde köleye bakarlar. Sonunda yine gün ağarır.</p>
<p>Bunun üzerine efendi köleyi çağırarak ona der ki, «sen Allah rizası için azadsın, böylelikle kendini artık tamamen kendisine mazeret beyan ettiğinin (Allah&#8217;ın) ibadetine verebilesin.» /</p>
<p>Köle ellerini havaya kaldırarak şu beyti söyler:</p>
<p>Ey sır sahibi! Artık o sır açığa çıktı.</p>
<p>Halim başkalarına malum olduktan sonra artık yaşamak istemiyo-rum.</p>
<p>Sonra Allah&#8217;a şöyle yalvarır, «Allah&#8217;ım! Senden ölüm istiyorum» Dua-sı biter bitmez derhal yere düşer ve ölür.</p>
<p>İşte salihlerin, Allah aşıklarının ve O&#8217;nun rızası peşinde koşanların hali!</p>
<p>Zehri Riyaz&#8217;da rivayet edildiğine göre Hz. Musa (A.S.) nın samimi bir arkadaşı vardır, birlikte hoş vakit geçirirlerdi. Bir gün dostu Hz. Musa&#8217;ya «Allah&#8217;a yalvar, kendini bana iyice tanıtsın» der. Dostunun ricasına uya-rak Allah&#8217;a dua eden Hz. Musa&#8217;nın duası kabul edilir.</p>
<p>Bir müddet sonra Hz. Musa&#8217;nın dostu dağlara düşer, vahşî hayvan-lara karışır, Musa onu iyice kaybetmiştir. Allah&#8217;a şöyle yakarır, «Rabb&#8217;ım! O benim yakın dostum, kardeşimdi. Şimdi onu kaybettim.»</p>
<p>Gizli bir ses ona der ki, «ey Musa! Beni iyice tanıyan kimse artık hiç bir insanoğlu ile düşüp kalkmaz.»</p>
<p>Rivayete göre bir gün Hz. Yahya (A.S.) ile Hz. İsa (A.S.) çarşıda yü-rürken karşıdan gelen bir kadın aralarından çarparak geçer. Hz. Yahya «vallahi ben bir şey anlamadım» der. Hz. İsa, Yahya&#8217;ya «sübhanellah! Vü-cudun yanımda, ama kalbin nerede» der.</p>
<p>Hz. Yahya şöyle karşılık verir, «Ey Halamoğlu göz kapayıp açasıya kadar bile kalbim Allah&#8217;ımdan başkası ile irtibat kursa Allah&#8217;ı tanıma-dığımı anlarım.»</p>
<p>Bildirildiğine göre Allah&#8217;ı gerçekten tanımak, dünya ve Ahiretin her ikisinden sıyrılarak sırf Allah&#8217;a yönelmek, muhabbet şarabı ile bir kere sarhoş olduktan sonra onun cemalini görünceye kadar ayılmamaktır. O kimse rabbinin nuru içindedir.</p>
<p>(38) Kuran-ı Kerim/Al- imran Sûresi. 31<br />
(39) Kur&#8217;an-ı Kerim/Ahzab Suresi, 41</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1079" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1079&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/allaha-itaat-onu-sevmek-rasulunu-sevmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Kalplerin Keşfi İmamı Gazali</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/ask-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/ask-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:17:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ve çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[dinde aşkın yeri]]></category>
		<category><![CDATA[imamı gazali]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve aşk]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet ve aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kalplerin keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[kime aşık olunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1076</guid>
		<description><![CDATA[«Sevgi» canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı meyil duyması-dır. Söz konusu meylin pekişip güçlenmesi haline «aşk» denir.

Aşk duygusu, aşkın sevgilisine kul olması ve sahip olduğu her şeyi uğrunda feda etmesine yol açacağı bir dereceye varabilir.

Züleyha'nın Hz. Yusuf'a (A.S.) karşı duyduğu aşkın ne dereceye var-dığına bir baksana! Kadının bütün servet ve güzelliği bu uğurda gitmiş. Yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının var olduğu söylenir, hepsi-ni Hz. Yusuf'un (A.S.) aşkı uğruna harcamış, «Bu gün Hz. Yusuf'u gör-düm» diyen herkese eline geçeni zengin edecek değerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir şey kalmamış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1054" title="Kalplerin-Keşfi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" alt="" width="270" height="390" /></a></p>
<p><strong>AŞK</strong></p>
<p>«Sevgi» canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı meyil duyması-dır. Söz konusu meylin pekişip güçlenmesi haline «aşk» denir.</p>
<p>Aşk duygusu, aşkın sevgilisine kul olması ve sahip olduğu her şeyi uğrunda feda etmesine yol açacağı bir dereceye varabilir.</p>
<p>Züleyha&#8217;nın Hz. Yusuf&#8217;a (A.S.) karşı duyduğu aşkın ne dereceye var-dığına bir baksana! Kadının bütün servet ve güzelliği bu uğurda gitmiş. Yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının var olduğu söylenir, hepsi-ni Hz. Yusuf&#8217;un (A.S.) aşkı uğruna harcamış, «Bu gün Hz. Yusuf&#8217;u gör-düm» diyen herkese eline geçeni zengin edecek değerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir şey kalmamış.</p>
<p>Aşırı aşkından dolayı diğer her şey aklından çıktığı için karşılaş-tığı her şeyi «Yusuf» diye çağırır olmuş, o kadar ki, başın göğe kal-dırdığı zaman Hz. Yusuf&#8217;un (A.S.) adını yıldızların üzerinde yazılı görür-müş.</p>
<p>Rivayete göre Züleyha iman edip Hz. Yusuf (A.S.) onunla evlendik-ten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yaşamaya yönelerek kendi-sini ibadete vermiş, varlığını tamamen Allah&#8217;a adamış. Hz. Yusuf (A.S.) kendisini gündüz yatağa çağırsa «akşama» diye savar, akşam çağırınca da «yarına» diye ertelermiş.</p>
<p>Nihayet bir gün Hz. Yusuf&#8217;a (A.S.) demiş ki, «ben sana Allah&#8217;ı tanı-madan önce aşık olmuştum, fakat O&#8217;nu tanıyınca kendisine karşı duydu-ğum muhabbet, diğer her şeyin sevgisini gönlümden giderdi. O&#8217;nun sev-gisine bedel istemiyorum.»</p>
<p>Hz. Yusuf Züleyha&#8217;nın bu sözlerine şöyle karşılık verdi, «seninle bir-leşmemi emreden ulu Allah&#8217;dır. Senden iki çocuğumuz olacağını ve bun-ları Peygamber olarak görevlendireceğini bana bildirdi.»</p>
<p>Bunun üzerine Züheyla, «Allah sana böyle emrettiğine ve beni de</p>
<p>böyle bir neticeye vesile olarak seçtiğine göre Allah&#8217;ın emri başım üze-rine!» demiş. Bundan sonra ancak kendini Hz. Yusuf&#8217;a (A.S.) teslim et-miştir.</p>
<p>«Leylâ ile Mecnun&#8217;un aşk hikâyesini herkes duymuştur» Mecnuna adın nedir diye sorarlar, «Leylâ» diye cevap verir. Bir gün yine Mec-nuna «Leylâ ölmedi mi» derler. «Hayır, Leylâ kalbimde yaşıyor ölmedi, Leylâ benim» diye karşılık verir.</p>
<p>Yine bir gün Mecnun, Leylâ&#8217;nın evi önüne gider ve gözlerini gök yü-züne diker. Ona «ey Mecnun, gök yüzüne değil, Leylâ&#8217;nın odasının du-varına bak, belki onu görürsün» derler. O böyle diyenlere «gölgesi Ley-lâ&#8217;nın evine düşen yıldız bana yeter» diye cevap verir.</p>
<p>Anlatıldığına göre Hallac-ı Mansur&#8217;u (rehimehullahu) seksen gün hap-setmişler, İmam-ı Şiblî (rehimehullahu) bir gün ziyaretine gitmiş ve «ey Mansur, Muhabbet nedir» diye sormuş. Mansur «bu soruyu bana bugün değil, yarın sor» demiş. Ertesi gün olunca Mansur&#8217;u zindandan çıkarır-lar, ve üzerinde boynunu vurmak üzere yere yaygı yayarlar, bu sırada İmam-ı Şibli çıka gelerek karşısında dikilir. Bu anda Mansur ona sesle-nir, «ey Şiblî! Sevginin başı yangın, sonu ise ölümdür.</p>
<p>Hallac-ı Mansur&#8217;un nazarında Allah&#8217;dan başka her şeyin batıl oldu-ğuna kesin kanaat gelince ve yalnız Allah&#8217;ın hak olduğunu bilince, hak isminin onun kendi adı olduğunu unutmuş ve sen kimsin sorusuna muha-tap olunca «ben hakkım» diye cevap vermiştir.</p>
<p>Anlatıldığına göre sahici muhabbet, şu üç davranışta belli olur:</p>
<p>1 &#8211; Aşık, sevdiğinin sözünü diğerlerinin sözlerine tercih eder.</p>
<p>2 — Aşık, sevgilisi ile oturup kalkmayı başkaları ile birarada olma-ya tercih eder.</p>
<p>3 — Yine aşık, sevgilisinin rızasını kazanmayı, başkalarının hoşnut-luğunu elde etmeye tercih eder. (El Münteha &#8211; Nam Kitapta da böyledir.)</p>
<p>Söylendiğine göre «aşk» perdeyi yırtmak ve sırları keşfetmektir. «Vecd» hali ise zikrin lezzetine varıldığı anda ruhun, arzunun taşkınlığı-na katlanamamasıdır, öyle ki, bu hali yaşayan kimsenin azalarından biri kesilse hiç bir şey duymaz.</p>
<p>Anlatıldığına göre adamın, biri Fırat nehrinde yıkanıyormuş, bu ara-da:</p>
<p>«ey günahkârlar! Bugün seçiliniz» mealindeki âyet-i kerimeyi okuyan bir adamı duymuş (35). Ayetin içine saldığı dehşetin etkisi ile çırpınmaya başlamış ve sonunda boğulmuş ve ölmüş.</p>
<p>Muhammed İbni Abdullah el-Bağdadî (rehimehullahu) diyor ki, «Bas-ra şehrinde iken bir gün yüksek bir çatıya çıkmış bir delikanlı gördüm, yüzünü halka dönmüştü, şöyle diyordu: «Aşık olarak ölen kimse işte böy-ledir. Uğrunda ölüm olmayan aşkın hiç bir değeri yoktur.»</p>
<p>Bu sözlerin arkasından kendini boşluğa attı. «manzarayı hayretle seyreden halk» tarafından «ölüsü» alıp götürüldü.</p>
<p>Cüneydül Bağdadî (rehimehullahu). «Tasavvuf, ihtiyarı terketmektir» demiştir.</p>
<p>Hikâye edildiğine göre Zünnun&#8217;ül Mısrî (rehimehullahu) bir gün Mes-cid-i Haram&#8217;a girer, sütunlardan birinin altında çırılçıplak, yerde yatan hasta bir delikanlı görür, delikanlı yanık bir sesle inlemektedir. Bundan sonrasını Şeyh&#8217;in kendisinde dinleyelim:</p>
<p>«Yanına sokuldum, selâm verdim ve «ey delikanlı, sen kimsin» diye sordum. «Ben aşık bir garibim» diye cevap verdi. Ne demek istediğini anlamıştım, «ben de senin gibiyim» dedim.</p>
<p>Bu sırada ağlamaya başladı, onun ağlaması beni de ağlattı. Bana «sen de mi ağlıyorsun» diye sordu, «ben de senin gibiyim» diye karşılık verdim. Bunun üzerine daha yüksek bir sesle ağlamaya başladı ve gür, yüksek bir nara attı, hemencecik ruhunu teslim etti.</p>
<p>Elbisemi üzerine örttüm, kefen bulmak için yanından ayrıldım, kefen satın alıp dönünce onu yerinde bulamadım. Şaşkınlık içinde «sübhanel-lah» dedim. Bu sırada kulağıma gizli bir ses geldi, şöyle diyordu: «Ey Zün-nun! O öyle bir garibdir ki, onu dünyada şeytan aradı, bulamadı. Malik aradı/bulamadı, cennette Rıdvan aradı, o da bulamadı.» «O nerededir?» diye seslendim. Kulağıma şu cevap geldi: «Samimî muhabbeti, çok iba-det etmesi ve hatasından derhal tevbe etmesi sayesinde Muktedir Mâ-lik&#8217;in (ulu Allah&#8217;ın) yanında sadakat koltuğundadır (36).</p>
<p>Şeyhlerden birine «Allah&#8217;ı seven nasıl olur, alâmetleri nelerdir» di-ye sormuşlar, şu cevabı vermiş: «İnsanlarla az münasebet kurar, zama-nının çoğunu kendisi ile başbaşa geçirir, devamlı düşünme halindedir, çok az konuşur, bakar fakat görmez, çağrıldığında duymaz, kendisine söyleneni anlamaz, başına gelen belâya üzülmez, acıktığını hissetmez, vücudunun bir yeri çıplak kalsa farkına varmaz, kendisine ağır söz söy-lense korkmaz.</p>
<p>Yalnızlığında Allah&#8217;a nazar eder. O&#8217;nunla ünsiyet kurar, O&#8217;na yal-varır. Dünya ehliyle dünya işleri için hiç bir tartışmaya girişmez.</p>
<p>Ebu Türab al-Nahbaşî (rehimehullahu) Allah sevgisinin alâmetleri hak-kında şu beyitleri söylemiştir:</p>
<p>«Sakın aldanma! Sevenin alâmetleri vardır.</p>
<p>Onun üzerinde sevgili tarafından armağan edilmiş nişanlar vardır.</p>
<p>Bunlardan biri ondan gelen belâdan haz duymasıdır.</p>
<p>Onun her yaptığına sevinmesidir.</p>
<p>Ondan gelen yokluk, makbul bir hediyedir.</p>
<p>Yoksulluk ise bir ikram, bir geçici ihsandır.</p>
<p>Delillerden biri, onun kararlı görmedir.</p>
<p>Sevgilisine itaat hususunda bütün kışkırtıcı kınamalara rağmen</p>
<p>Delillerden biri güler yüzlü görünmesidir.</p>
<p>Kalbinde sevgiliden gelen heyecan kaynaşır</p>
<p>Delillerden biri anlayışlı görünmesidir</p>
<p>Nazarında sevgi sahibi olan bir soranın sözüne karşı</p>
<p>Delillerden biri de tedirgin görünmesidir</p>
<p>Söylediği her sözü tartarak konuşan.</p>
<p>Nakledildiğine göre Hz. İsa (A.S.) bir gün bahçe sulayan bir delikan-lı ile karşılaşır. Delikanlı Hz. İsa&#8217;ya «Rabb&#8217;inden, sevgisinin zerre ağırlığın-daki bir kısmını bana bağışlamasını dile» der. Hz. İsa ona «sen zerre ka-darına dayanamazsın» diye karşılık verir. Delikanlı «o halde zerre kadarı-nın yarısını versin» der. Bunun üzerine Hz. İsa onun için «ya Rabb&#8217;i! bu gence sevginin zerre kadarının yarısını bağışla» diye dua eder ve yolu-na devam eder.</p>
<p>Epeyce bir müddet sonra Hz. isa&#8217;nın (A.S.) yolu yine oraya düşer, delikanlıyı sorar, «delirdi, dağlara çıktı» derler. Hz. İsa delikanlıyı ken-disine göstermesi için Allah&#8217;a dua eder. O sırada delikanlıyı dağlar ara-sında görür; onu gözlerini gök yüzüne dikmiş ve bir kaya üzerinde dim-dik ayakta dururken bulur.</p>
<p>Hz. İsa (A.S.) delikanlıya selâm verir, selâmını almaz, «ben İsa&#8217;yım» diye kendisini tanıtarak delikanlının ilgisini çekmeye çalışırken ulu Allah&#8217;-dan kendisine şu vahiy gelir: Kalbinde benim sevgimin yarım zerresini taşıyan kimse insanoğlunun sözünü hiç duyar m»? İzzet ve celâlim hak-kı için sen onu testere ile ikiye biçsen onun acısını bile duymaz.»</p>
<p>Üç şeyden kendini kurtarmaksızın şu üç şeyi iddia eden kimse al-danmıştır:</p>
<p>1 — Dünyayı sevmesine rağmen Allah&#8217;ı zikretmekten lezzet aldığını söyleyen kimse,</p>
<p>2 — İnsanları pohpohlamayı sevdiği halde amelde ihlâsı sevdiğini id-dia eden kimse,</p>
<p>3 —Nefsinin burnunu kırmaksızın Allah&#8217;ı sevdiğini ileri süren kimse</p>
<p>Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Öyle bir gün gelecek ki, ümmetim beş şeyi unutarak beş şeyi se-vecektir:</p>
<p>1 — Dünyayı sevecek, ahireti unutacaklardır.</p>
<p>2 _ Malı sevecekler, fakat ahiret günü hesaplaşmasını unutacak-lardır.</p>
<p>3 — Mahlukatı sevecekler, yaratıcıyı unutacaklardır,</p>
<p>4 — Günahları sevecekler, tevbeyi unutacaklardır.</p>
<p>5 &#8211; Köşkleri sevecekler, mezarları unutacaklardır.</p>
<p>Mansur İbni Ammar (rehimehullahu), bir delikanlıya öğüt verirken ona der ki, «ey delikanlı! Gençliğin seni aldatmasın. Boş kuruntulara dala-rak tevbe etmeyi hep ileriye bırakan ve öleceğini düşünmeyen nice genç vardır ki» «Yarın, ya da öbür gün tevbe edeceğim» diye cevap verir. Oy-sa tevbeye sıra getirmeden ölüm meleği ona geliverir ve kabrin boşluğu-na yuvarlanır, artık orada ona ne malın, ne kölenin, ne çoluk-çocuğun ve ne de ana-babanın bir faydası vardır.</p>
<p>Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Ne malın ve nede çoluk-çocuğun fayda vermediği gün. Yalnız Allah&#8217;a temiz kalb ile gelen müstesna» (36).</p>
<p>Allah&#8217;ım! Bize ölmeden evvel tevbe etmeyi nasib eyle, gaflette iken bizi ikaz buyur ve elçilerin önderi olan Peygamber&#8217;imizin şefaatinden fay-dalanmamızı müyesser eyle.</p>
<p>Müminin özelliği, günah işler-işlemez hemen o gün, hatta o anda tevbe etmesi, işlediği kusura karşı pişmanlık duyması, dünyadan azık edecek kadar bir paya razı olarak onun ile oyalanmaması, kendini ahiret için amel etmeye vermesi ve Allah&#8217;a ihlâs içinde ibadet etmesidir.</p>
<p>Anlatıldığına göre münafık ve cimri bir adam varmış, karısına hiç kimseye sadaka vermeyeceğine dair yemin verdirmiş, aksi halde boşa-yacağını söylemiş.</p>
<p>Günün birinde kapıya bir dilenci gelmiş ve «ey hane halkı! Allah hakkı için bana bir şey verir misiniz,» diye seslenmiş, kadın da dilenci-ye üç çörek vermiş, dilenci yolda münafıkla karşılaşmış, adam «bu çörekleri sana kim verdi» diye sormuş, dilenci de «işte şu evin hanımı» di-ye cevap vermiş, dilencinin tarif ettiği ev, kendi eviymiş.</p>
<p>Münafık koca öfke ile eve girmiş ve karısına sen «hiç kimseye bir şey vermeyesin diye yemin etmedin mi» diye bağırmış. Kadın «Allah için verdim» diye cevap vermiş.</p>
<p>Adam kalkmış, tandırı yakmış ve tam kızınca karısına «kalk, kendini Allah için şu tandıra at bakalım» diye emretmiş. Kadın kalkmış ziynetleri-ni almış Münafık ziynetlerini bırak» diye bağırmış, kadın «seven sevgi-lisi için süslenir, ben sevgilimi ziyaret etmeye gidiyorum» diyerek yeni el-biselerini giymiş olarak kendini kızgın tandıra atmış, adam da kapağını kapatarak oradan uzaklaşmış.</p>
<p>Aradan üç günün geçmesi üzerine münafık, tandırın başına gel-miş kapağını kaldırınca kadının Allah&#8217;ın izni ile yanmadan içerde sapa-sağlam durduğunu görerek şaşkına dönmüş, o sırada gizliden kulağına şöyle bir ses gelmiş, «ateşin sevdiklerimizi yakmadığını bilmiyor muydun?»</p>
<p>Nakledildiğine göre Firavun&#8217;un karısı Asiye kocasından gizli olarak iman etmiş, imanını saklıyormuş. Fakat Firavun sonunda durumu öğ-renince, ona işkence edilmesini emretmiş, çeşit çeşit işkencelerden ge-çirildikten sonra Firavun ona «imanından dön» diye teklif etmiş, fakat Asiye dönmemiş.</p>
<p>Bunun üzerine Firavun bir tomar kazık getirtmiş, bunlarla Asiye&#8217;nin vücudunun çeşitli yerlerine vurmuşlar sonra. Firavun karısına bir daha «dininden dön» diye teklif etmiş. Asiye ona şöyle cevap vermiş, «senin zorbalığın ancak benim nefsime hükmedebilir, kalbim ise Allah&#8217;ın hima-yesindedir. Beni kıymık kıymık doğrasan bile sadece Allah&#8217;a karşı duy-duğum sevginin artmasına sebep olabilirsin.»</p>
<p>Derken Hz. Musa (A.S.) Asiye&#8217;nin yanma varmış, Asiye onu görün-ce «ey Musa! Söyle bana, Rabb&#8217;im benden hoşnut mu, yoksa bana kızgın mı?» diye seslenmiş. Hz. Musa ona şu cevabı vermiş, «ey Asiye! Göklerin melekleri senin yolunu gözlüyor, yani hepsi senin özlemini çekiyor, ulu Allah seninle iftihar ediyor, ne istiyorsan bana söyle, mutlaka yerine ge-tirilecektir.»</p>
<p>Bunun üzerine Asiye şöyle dua etmiş, Asiye&#8217;nin bu duası Kur&#8217;an-ı ke-rimde Allah tarafından bize nakledilmektedir. Ulu Allah şöyle buyuruyor:</p>
<p>&lt;&lt;—EyRabb&#8217;im! Bana Cennette senin yanında bir ev yap. Beni Fira-vundan ve onun amelinden kurtar. Beni zalimler gürühundan kurtar» (37).</p>
<p>Selman-ı Farisî&#8217;den (R.A.) rivayet edildiğine göre Firavu&#8217;nun karısı Asiye&#8217;ye uygulanan işkencelerden birisi de kızgın güneş altında yanmaya bırakılması idi» fakat işkenceciler çekilip gidince, melekler onu kanatları-nın gölgesi altına alırlardı, bu sırada cennetteki evini görürdü.</p>
<p>Hz. Ebu Hüreyre&#8217;den (R.A.) rivayet edildiğine göre Firavun, karısı Asiye için yere dört kazık çakmış, kadını bunların üzerine yatırmış, göğ-sünün üstüne bir değirmen taşı bindirerek bu durumda onu kızgın güneşe doğru çevirip yanmaya bırakmış. Asiye bu halde iken başını göğe kal-dırarak az önce naklettiğimiz ayetteki dua ile Allah&#8217;a seslenmiş ve «Ey Rabbim bana cennette senin yanında bir ev yap&#8230;» demiş.</p>
<p>Hasan-ül Basrî (rahimehullahu) der ki, «Allah O&#8217;nu en şerefli bir şe-kilde kurtararak cennete çıkardı. O orada yer, içer.» Bundan anlaşıldığına göre Allah&#8217;a (C.C.) sığınmak, O&#8217;ndan yardım dilemek, sıkıntı ve belâ anın-da O&#8217;ndan kurtuluş istemek salihlerin bir geleneği ve müminlerin bir gö-reneğidir.</p>
<p>(35) Kur&#8217;an-ı Kerim/Yasin Sûresi, 59<br />
(36) Zehr-ur Riyaz<br />
(36) Kur&#8217;an-ı Kerim/Şuara Sûresi, 88—89<br />
(37) Kur&#8217;an-ı Kerim/Tahrifti Sûresi. 11</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1076" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1076&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/ask-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi Kalplerin Keşfi İmamı Gazali</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/sevgi-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/sevgi-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:09:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[din ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[imamı gazali]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyete göre sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[kalplerin keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[evgi
Anlatıldığına göre adamın biri çöl ortasında yürürken gözünün önü-ne çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yüz «ben senin çirkin amellerinim», diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanın yolu nedir» diye sorar. Adam «Peygamber'e selât-ü selâm getirmektir.»

Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

— Bana getirilen selât-ü selâm, sırat köprüsü üzerinde ışıktır, cu-ma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmiş seksen yıl-lık günahı affedilir» der.

Yine anlatıldığına göre adamın biri Peygamber'imize Hz. Muham-med'e selâm getirmezdi, bir gece rüyasında Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah'ın Resul'ü! Yoksa bana kızgın mısın» diye sorar, Peygamber'imiz «hayır» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme bakmıyorsun» diye sorar. Peygamber'imiz «çünkü seni tanımıyorum» diye karşılık verir.

Adam «beni nasıl tanımazsın, ben senin ümmetinden biriyim, alim-lerin anlattığına göre sen ümmetini ananın çocuğunu tanıdığından da-ha iyi tanırsın» der. Peygamber'imizin cevabı şöyle olur: «Alimler doğru söylemişler, yalnız sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatırlama-dın ki! Benim ümmetimi tanımam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür.»]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1054" title="Kalplerin-Keşfi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" alt="" width="270" height="390" /></a></p>
<p>Sevgi<br />
Anlatıldığına göre adamın biri çöl ortasında yürürken gözünün önü-ne çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yüz «ben senin çirkin amellerinim», diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanın yolu nedir» diye sorar. Adam «Peygamber&#8217;e selât-ü selâm getirmektir.»</p>
<p>Nitekim Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Bana getirilen selât-ü selâm, sırat köprüsü üzerinde ışıktır, cu-ma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmiş seksen yıl-lık günahı affedilir» der.</p>
<p>Yine anlatıldığına göre adamın biri Peygamber&#8217;imize Hz. Muham-med&#8217;e selâm getirmezdi, bir gece rüyasında Peygamber&#8217;imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber&#8217;imiz yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah&#8217;ın Resul&#8217;ü! Yoksa bana kızgın mısın» diye sorar, Peygamber&#8217;imiz «hayır» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme bakmıyorsun» diye sorar. Peygamber&#8217;imiz «çünkü seni tanımıyorum» diye karşılık verir.</p>
<p>Adam «beni nasıl tanımazsın, ben senin ümmetinden biriyim, alim-lerin anlattığına göre sen ümmetini ananın çocuğunu tanıdığından da-ha iyi tanırsın» der. Peygamber&#8217;imizin cevabı şöyle olur: «Alimler doğru söylemişler, yalnız sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatırlama-dın ki! Benim ümmetimi tanımam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür.»</p>
<p>Bu arada adam uyanır, ve her gün Peygamber&#8217;imize (S.A.S.) yüz ke-re selât-ü selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra Peygamber&#8217;imizi yine rüyasında görür. Peygamber&#8217;imiz ona «şimdi seni tanıyorum ve sana şefaat edeceğim» diye müjde verir. Çün-ki adam Rasulüllahı sever olmuştur.</p>
<p>Allah (C.C.) buyurur ki: ,</p>
<p>«— Ey Rasulüm! De ki, eğer Allah&#8217;ı seviyorsanız, bana uyunuz da Al-</p>
<p>lah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayı-cı ve esirgeyicidir» (34).</p>
<p>Ayet-i kerimenin nüzül sebebi şöyle nakledilir: Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) K&#8217;ab İbni Eşref ile adamlarını İslâmı kabul etmeye davet ettiği zaman on-lar da Peygamber&#8217;imize «biz Allah&#8217;ın oğulları yerindeyiz, o yüzden biz Al-lah&#8217;ı daha çok severiz» diye cevap verdiler.</p>
<p>Adamların bu cevabına karşılık ulu Allah (C.C.) Peygamber&#8217;in onla-ra şu mahiyette bir cevap vermesini murat etmiş olmalıdır: Eğer siz Al-lah&#8217;ı seviyorsanız, tebliğ ettiğim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O&#8217;nun bildirisini size ulaştıran ve sizinle ilgili hükümlerini açıklayan bir Allah Rasûlüyüm. Eğer benim O&#8217;nun adına yaptığım davete uyar-sanız, o sizi sever ve günahlarınızı bağışlar. Hiç şüphesiz O, bağışlayıcı ve esirgeyicidir.</p>
<p>Mü&#8217;minlerin Allah&#8217;ı sevmesi, O&#8217;nun emrine uymakla, ibadetine koş-makla ve hoşnutluğunu aramakla olur.</p>
<p>Allah&#8217;ın (C.C.) mü&#8217;minleri sevmesi, onlara merhametle muamele et-mesi, onları mükâfatlandırması, günahlarını bağışlaması, onlara rahmet günahtan korunma ve başarı ihsan eylemesi demektir.</p>
<p>İmam-ı Gazalî (rehimehullahu) «ihya-ul Ulûm ud-Din» adlı eserinde der ki, «dört şeyi yapmaksızın dört şeyi iddia eden kimse yalancıdır:</p>
<p>1 — Cenneti sevdiğini söylediği halde ibadet etmeyen kimse yalan-cıdır. &#8216;</p>
<p>2— Peygamber&#8217;imizi (S.A.S.) sevdiğini ileri sürdüğü halde alimler ile fakirleri sevmeyen yalancıdır.</p>
<p>3 — Cehennemden korktuğunu iddia ettiği halde günah işlemekten vazgeçmeyen kimse yalancıdır.</p>
<p>Nitekim Rabia-i Adviyye&#8217;nin (rahimehullaha) şu iki beyti bu noktayı güzel izah eder:</p>
<p>Allah&#8217;a isyan ediyorsun, oysa O&#8217;nu sever görünüyorsun</p>
<p>Hayatım hakkı için bu durum, mantık prensiplerini alt-üst eder.</p>
<p>Eğer sevgin doğru olsaydı, O&#8217;nun emirlerine uyardın</p>
<p>Çünkü aşık, sevgilisinin sözünden çıkmaz</p>
<p>Sevginin alâmeti, sevgilinin arzusuna, uymak ve onunla ters düş-mekten sakınmaktır.</p>
<p>Anlatıldığına göre bir gün bir gurup Şibli&#8217;yi (rahirnehullahu) ziyarete gider. Büyük Veli «siz kimsiniz» diye sorar. Gelenler «biz seni sevenle-riz» diye, cevap verirler.</p>
<p>Bu sırada Şiblî yüzünü onlara döner, sonra onları taşlamaya baş-lar, adamlar Veliden kaçarlar. Veli onları «benden niye kaçıyorsunuz, eğer gerçekten beni sevseydiniz, belâmdan kaçınmazdınız» diye azarlar. Arkasından sözlerine şöyle devam eder:</p>
<p>Muhabbet ehli, sevgi kadehinden içtiler, beldeler ve yeryüzü onlara dar geldi, Allah&#8217;ı hakkı ile bildiler, O&#8217;nun ululuk ve kudreti karşısında şaş-kın kaldılar. O&#8217;nun sevgi kadehinden içtiler, O&#8217;nun ünsiyet denizinde bo-ğuldular, yalnız O&#8217;na seslenmekten zevk alır oldular.</p>
<p>Arkasından şu beyti söyledi:</p>
<p>Ey mevlâm! Sevgini hatırlamak sarhoş etti beni</p>
<p>Sen sarhoş olmayan hiç bir aşık gördün mü?</p>
<p>Söylendiğine göre deve sarhoş olduğu zaman kırk gün yem yemez ve her zaman taşıdığının bir kaç katı kadar yük sırtına vurulsa yükle-neni taşımazlık etmez. Çünkü kalbinde sevgilisinin hatırası kıpırdayınca artık ne yem yer ve ne de ağır yük taşımaktan kaçınır, sebep sevgilisine karşı duyduğu şevktir.</p>
<p>Deve deve iken sevgilisi uğruna nefsinin isteğini gemleyerek ağır yük taşımaya katlandığı halde siz Allah için hiç bir yiyecek veya içecek-ten vazgeçtiğiniz oldu mu? Allah (C.C.) için üzerinize herhangi ağır bir yük aldınız mı? Bu sayılan iyi amellerden hiç birini yapmamışsanız, si-zin Allah sevgisi iddianız ne dünyada ne de Ahirette ne insanlar gözün-de ne Allah katında hiç bir şeye yaramayan boş bir sözden ibarettir.</p>
<p>Hz. Ali (kerremellahu veçhehu) şöyle der:</p>
<p>— Cenneti seven kimse iyiliklere koşar. Cehennemden korkan kim-se, Nefsini aşırı arzulardan alakor. Ölümün kaçınılmazlığına inanan kim-senin gözünde dünyalık hazlar önemsizleşir.</p>
<p>İbrahim el-Havvas&#8217;a (rehimehullahu) «muhabbet nedir» diye sorar-lar. Şu cevabı verir; «İstekleri yoketmek, bütün hacet ve sıfatları yakmak ve kulun kendisini işaretler denizinde boğulmasıdır.»</p>
<p>(34} Kur&#8217;an-ı Kerim/Al-i İmran Sûresi, 31</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1071" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1071&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/sevgi-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevbe Kalplerin Keşfi İmamı Gazali</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/tevbe-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/tevbe-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:08:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel tevbe]]></category>
		<category><![CDATA[imamı gazali]]></category>
		<category><![CDATA[kalplerin keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[nasuh tevbesi]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe eden kurtulur]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1069</guid>
		<description><![CDATA[Tevbe
Tevbe her müslüman erkek ve kadına farzdır. Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:

— Ey iman edenler! Dönülmez bir tevbe ile Allah'a yöneliniz» (29).

Emir vücup içindir.

Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:

— Allah'ı unuttukları için Allah'ın kendilerini kendilerine unutturdu-ğu kimseler gibi olmayınız. Onlar fasıkların ta kendileridir» (30).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1054" title="Kalplerin-Keşfi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" alt="" width="270" height="390" /></a></p>
<p>Tevbe<br />
Tevbe her müslüman erkek ve kadına farzdır. Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Ey iman edenler! Dönülmez bir tevbe ile Allah&#8217;a yöneliniz» (29).</p>
<p>Emir vücup içindir.</p>
<p>Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Allah&#8217;ı unuttukları için Allah&#8217;ın kendilerini kendilerine unutturdu-ğu kimseler gibi olmayınız. Onlar fasıkların ta kendileridir» (30).</p>
<p>Ayet-i kerimedeki «Allah&#8217;ı unuttular» ifadesi, Allah&#8217;a daha önce söz vermiş oldukları halde O&#8217;nun kitabına, uymaktan cayanlar demektir, «Allah da onlara kendi kendilerini unutturdu» cümlesi de kötülüklerinden vazgeçip kendileri hesabına iyi davranışlara girişmek üzere kendi kendi-lerini değerlendirmelerini hatırlarına getirmedi demektir. Nitekim Pey-gamber&#8217;imiz (S.AS.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Allah&#8217;a kavuşmayı dileyen kimseye kavuşmaktan Allah hoşnut olur. Buna karşılık Allah&#8217;a kavuşmaktan hoşlanmayan kimseye kavuşmayı Allah da istemez.»</p>
<p>«Ayetteki «onlar fasıkların ta kendileridir» ifadesi de günah işleme-yi tabiî bir yol haline getirenler, verdikleri sözden cayanlar» hidayet, rah-met ve mağfiret yolundan sapanlar demektir.</p>
<p>«Fasık» iki türlüdür: Biri «kâfir fasık», diğeri «facır fasık» «Kâfir fa-sıf» Allah&#8217;a ve O&#8217;nun Resul&#8217;üne inanmayan, hidayet yolundan çıkarak sa-pıklık çıkmazına koyulan kimsedir. Nitekim ulu Allah (C.C.) böylesi fasık-lar hakkında şöyle buyuruyor:</p>
<p>— O, Rabb&#8217;inin emrinden çıkmıştır» (31).</p>
<p>Yani iman ederek Allah&#8217;ın emrine uyma yolundan ayrılmıştır.</p>
<p>«Facır fasık»a gelince içki içen, haram yiyen, zina eden, çeşitli gü-nahlar işleyerek ibadet yolundan sapıp isyan yoluna giren ve fakat Allah&#8217;a ortak koşmamış olan kimselerdir.</p>
<p>Aralarında fark da şudur. Ölmeden önce tevbe edip kelime-i şaha-det getirmedikçe kâfir fasığın affedilmesi umulmaz. Buna karşılık facır fasık, ölmeden önce sadece tevbe ederek işlediklerinden pişmanlık duy-duğu takdirde affa uğraması beklenebilir.</p>
<p>Bilinmelidir ki, sebebi nefsin azgın arzuları olan her günahın affedil-mesi beklenebilir. Buna karşılık sebebi kibir olan günahın affı beklene-mez. Nitekim şeytanın baş kaldırmasına sebep kibri olduğu için affedil-memiştir.</p>
<p>Buna göre ölmeden önce günahlarından vazgeçip Allah&#8217;a tevbe et-men gerekir ki, Allah&#8217;ın dileğini kabul buyurmasını beklemeye haklı ola-sın. Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:</p>
<p>«— Kullarından gelen tevbeferi kabul ederek kötülükleri affeden O&#8217; dur» (32).</p>
<p>Demek ki ulu Allah, tevbeyi kabul ederek yapılmış olan kötülükleri bağışlıyor. Nitekim Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Günahlarından tevbe eden kimse, hiç günah işlememiş kimse gibidir.»</p>
<p>Anlatıldığına göre adamın biri her günah işlediğinde işlediği güna-hı bir deftere yazardı. Günün birinde yeni bir günah daha işler, yaz-mak için defterini açar. Fakat günah listesinin kayıtlı olduğu sayfalarda</p>
<p>«o kimseler ki Allah onların kötülüklerini iyiliklerle değiştirir» mealindeki ayet-i kerimeden başka hiç bir satır bulamaz (33) Ayetten murat Allah şirkin yerine imanı, zinanın yerine affı, günahın yerine ismet ve taatı de-ğiştirir demektir.</p>
<p>Yine anlatıldığına göre Hz. Ömer (R.A.) bir gün Medine mahallelerin-den birini dolaşırken bir delikanlı ile karşılaşır. Delikanlı, elbisesinin al-tında içki şişesi taşımaktadır. Hz. Ömer «delikanlı, elbisenin altında ne var» diye sorar. Delikanlı az kalsın «İçki» diye cevap verecekti ki o anda içinden şöyle dua etti. «Allah&#8217;ım! Beni Ömer&#8217;in karşısında rezil etme, rüsvay etme, ayıbımı gözünden sakla, bundan sonra bir daha içki iç-meyeceğim.»</p>
<p>Arkasından «Ey Emirü&#8217;l &#8211; Mü&#8217;minin elbisemi altında taşıdığım sirke şi-şeşidir» diye cevap verir. Hz.Ömer «göreyim» der. Delikanlı elbisesini</p>
<p>kaldırır, Hz. Ömer bakar gerçekten şişe sirke olmuştur! Demek ki içki sirkeye dönüşmüştür.</p>
<p>Kul korkusu ile tevbe ettiği için samimiyetinden dolayı AİIah&#8217;ın içki-sini sirkeye değiştirdiğini görüyorsun. Bu böyle olunca kötülüğe batmış bir günahkâr, dönülmez bir tevbe ederek işlediği kötülüklerden vazge-çecek olsa ulu Allah onun günah içkisini ibadet sirkesine dönüştüre-cektir.</p>
<p>Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor:</p>
<p>Bir gece yatsı namazını Allah Rasulü ile birlikte kıldıktan sonra yola çıktım, yürürken önüme bir kadın çıktı, «ey Ebu Hureyre, ben bir günah işledim, acaba tevbem kabul olur mu» diye sordu.</p>
<p>«İşlediğin günâh nedir» diye sordum. Kadın «zina yaptım ve zinadan peydahladığım çocuğu da öldürdüm» cevabını verdi. Kadına «mahvoldun ve cana kıydın, yemin ederim ki, senin yapacağın tevbe kabul edilmez» karşılığını verdim, ben böyle der-demez kadın bayılarak yere düştü.</p>
<p>Yoluma devam ettim, yürürken içimden «Allah Rasul&#8217;ü henüz ara-mızda iken ben fetva veriyorum, bu doğru değil» dedim. Bu düşünce ile geriye döndüm, Peygamber&#8217;imize vardım, karşılaştığım olayı O&#8217;na anlat-tım.</p>
<p>Bana dedi ki, «mahvoldun ve kadını da mahvettin. Şu ayetler nerede, senin tutumun nerede! Ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Onlar ki, Allah&#8217;ın yanına başka bir ilâh katıp tapmazlar, kesin bir adalet hükmü olmaksızın Allah&#8217;ın haram kıldığı cana kıymazlar, zina et-mezler (işte onlar Allah&#8217;ın gerçek kullarıdırlar) Kim bu haramları işlerse cezaya çarpılır.</p>
<p>Kıyamet günü o kimsenin azabı kat kat olur ve perişanlık içinde azab ile ebediyyen başbaşa bırakılır. Yalnız tevbe ederek salih ameller işleyen</p>
<p>____________________________________<br />
(29) Kur&#8217;an-ı Kerim/Tahrim Sûresi. 8<br />
(30) Kur&#8217;an-ı Kerim/Haşr Sûresi, 19<br />
(31) Kur&#8217;an-ı Kerim/Kebf Sûresi, 50<br />
(32) Kur&#8217;an-ı Kerim/Şûra Sûresi, 25<br />
(33) Kur&#8217;an-ı Kerim/Furkan Sûresi. 70</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1069" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1069&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/tevbe-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ı Unutmak,Fasıklık Ve Nifak Kalplerin Keşfi İmamı Gazali</title>
		<link>http://www.islamdenizi.net/allahi-unutmakfasiklik-ve-nifak-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html</link>
		<comments>http://www.islamdenizi.net/allahi-unutmakfasiklik-ve-nifak-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:04:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Support</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[allahı unutmak]]></category>
		<category><![CDATA[fasıklık]]></category>
		<category><![CDATA[fasıklık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[fasıklıktan kurtulma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[imamı gazali]]></category>
		<category><![CDATA[kalplerin keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[nifak]]></category>
		<category><![CDATA[nifak nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamdenizi.net/?p=1066</guid>
		<description><![CDATA[Allah'ı Unutmak,Fasıklık Ve Nifak

Kadının biri Hasan el-Basrî'ye (rehimehullahu) gelir, «genç bir kızım vardı, öldü, onu rüyamda görmek istiyorum, onu rüyada görmeni sağla-yacak bir dua öğretesin diye sana geldim» der.

Hasan el-Basrî (rehimehullahu) da kadının arzusunu yerine getirir. Ka-dın kızını rüyasında görür ki, aman Allah'ım! Üzerinde katrandan bir el-bise, boynuna bukağu ve ayaklarına prangalar vurulmuş.

Durumu Hasan el-Basrî'ye bildirir, veli de bu hale üzülür.

Aradan zaman geçer, bu defa kızı rüyasında Hasan el-Basrî görür. Kız cennettedir ve başı taçlıdır. Kız «Veli»ye «beni hatırladın mı? Ben sa-na gelerek şöyle şöyle ricada bulunan kadının kızıyım» der.

Hasan el-Basrî «seni gördüğüm duruma getiren sebep nedir» diye sorar. Kı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-1054" title="Kalplerin-Keşfi" src="http://www.islamdenizi.net/wp-content/uploads/2010/07/Kalplerin-Keşfi.jpg" alt="" width="270" height="390" /></a></p>
<p><strong>Allah&#8217;ı Unutmak,Fasıklık Ve Nifak</strong></p>
<p>Kadının biri Hasan el-Basrî&#8217;ye (rehimehullahu) gelir, «genç bir kızım vardı, öldü, onu rüyamda görmek istiyorum, onu rüyada görmeni sağla-yacak bir dua öğretesin diye sana geldim» der.</p>
<p>Hasan el-Basrî (rehimehullahu) da kadının arzusunu yerine getirir. Ka-dın kızını rüyasında görür ki, aman Allah&#8217;ım! Üzerinde katrandan bir el-bise, boynuna bukağu ve ayaklarına prangalar vurulmuş.</p>
<p>Durumu Hasan el-Basrî&#8217;ye bildirir, veli de bu hale üzülür.</p>
<p>Aradan zaman geçer, bu defa kızı rüyasında Hasan el-Basrî görür. Kız cennettedir ve başı taçlıdır. Kız «Veli»ye «beni hatırladın mı? Ben sa-na gelerek şöyle şöyle ricada bulunan kadının kızıyım» der.</p>
<p>Hasan el-Basrî «seni gördüğüm duruma getiren sebep nedir» diye sorar. Kız şu cevabı verir, «Adamın biri bizim mezarlığın yanından geçer-ken Peygamber&#8217;imize (S.A.S.) bir defa selât-ü selâm getirdi, mezarlıkta azâb çeken beşyüz elli ölü vardık. O adamın selât-selâmı sayesinde —bunlardan azabı kaldırın— diye emir geldi.»</p>
<p>Şimdi düşünelim. Bir adamın Peygamber&#8217;imize (S.A.S.) getirdiği se-lât-ü selâm hürmetine o kadar kişi affedilince elli yıllık ömrü boyunca O&#8217;na selât-ü selâm getiren kimsenin Kıyamet günü, O&#8217;nun şefaatine nail olmaması düşünülebilir mi?</p>
<p>Ulu Allah (C.C.) «o kimseler gibi (yâni münafıklar gibi) olmayın (güna-ha dalmayın) ki, onlar Allah&#8217;ı unutmuşlardır (yani Allah&#8217;ın emrinden ay-rılarak tersini yapmışlar, dünyalık azgın arzulardan tad almşlar ve onun aldatıcı görüntülerine gönül vermişlerdir).»</p>
<p>Peygamber&#8217;imize (S.A.S.) «mümin ve münafık kimdir» diye sormuş-lar, Peygamber&#8217;imiz şu cevabı vermiştir:</p>
<p>— Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafığın gözü işe —hayvanlarda olduğu gibi-— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardıkça sadaka verir, Allah&#8217;dan günahlarının affedilmesini diler. Münafık ise ihtiras ve boş kuruntular peşindedir. Mü-minin Allah&#8217;dan başka hiç bir kimsede umudu olmaz, münafık ise AI-lah&#8217;dan başka herkese umut bağlar.</p>
<p>Mümin, dini yerine malını feda eder, münafık ise malı uğruna dinini satar. Mümin Allah&#8217;dan başka hiç kimseden korkmaz. Münafık ise Allah-dan başka herkesten çekinir. Mümin iyilik işlemekle birlikte ağlar, mü-nafık ise kötülük işlediği halde güler.</p>
<p>Mümin yalnızlıktan ve kendi başına kalmaktan hoşlanır. Münafık ise girişkenlikten ve kalabalıktan hoşlanır.</p>
<p>Mümin tohum eker, (yapıcı ve üreticidir) kargaşalıktan hoşlanmaz, münafık ise yıkıcıdır, bununla birlikte emeksiz ürün peşindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare uğruna emir verir ve yasaklar ko-yar, düzelticidir. Münafık ise baş olma ihtirası uğruna emirler verir ve yasaklar koyar, yıkıcıdır. Daha doğrusu kötülüğü emrederken iyiliği ve doğruyu yasaklar.»</p>
<p>Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor;</p>
<p>— Münafık erkekler de münafık kadınlar da biribirlerinin parçaları-dırlar (hepsi biribirine benzer) Onlar kötülüğü emrederler, iyilikten vaz-geçirmeye çalışırlar. Onlar avuçlarını yumarlar (cimridirler) Onlar Allah&#8217;ı unutmuşlardır, Allah da onları unuttu. Hiç şüphesiz münafıklar, fasıkla-rın ta kendileridirler.</p>
<p>Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebediyyen kalmak üzere cehennem ateşini. va&#8217;detmiştir. Bu onlara ye-ter. Ayrıca Allah onları rahmetinden kovdu, onlar için tükenmez azap vardır» (23).</p>
<p>Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:</p>
<p>«— Allah münafıklar ile kâfirlerin hepsini (kâfir ve münafık olarak öldükleri takdirde) cehennemde biraraya getirecektir» (24).</p>
<p>Âyet-i celilede münafıkların daha önce zikredilmelerinin sebebi, bun-ların kâfirlerden daha kötü olmaları yüzündedir. Arkasından da her iki zümrenin birlikte varacağı yerin cehennem olduğunu bildirmiştir.</p>
<p>Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>— Hiç şüphesiz, Münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Onlar için hiç bir kurtarıcı bulamayacaksın» (25).</p>
<p>Münafık kelime manas bakımından «nafik-ul Yerbu» deyiminden tü-remiştir. Tarla faresinin yuvasında karşılıklı iki delik bulunduğu söyle-nir, birine «nafıka» diğerine «kasıa» denir. Tarla faresi birinin ucundan başını gösterir, Öbüründen çıkıp gider.</p>
<p>İşte münafığa o yüzden bu ad takılmıştır. Çünkü kendini müslüman-mış gibi gösterir, öte yandan İslâmdan çıkarak kâfirliğe girer.</p>
<p>Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:</p>
<p>- Münafık, iki koyun sürüsü arasında gâh sürünün birine, gâh öbü-rüne katılan şaşkın bir koyun gibidir. O bu sürülerin hiç birinde devamlı barınmaz, çünkü her iki sürüye de yabancıdır. Münafık da tıpkı böyledir, ne tamamen müslümanlarla kaynaşabilir ve ne de kâfirlerle.»</p>
<p>Ulu Allah (C.C.) cehennemi yedi kapılı olarak yaratmıştır. Nitekim</p>
<p>«cehennemin yedi kapısı vardır» diye buyuruyor (26)</p>
<p>Bu kapılar, lânetle kaplanmış demirdendir, cehennem duvarlarının dış yüzü bakırdan ve iç yüzü kurşundandır. Tabanında azap ve tavanında öfke ve acımazlık vardır. Zemini cam, kurşun, bakır ve demir karışımıdır. Cehennemlikler üstten, alttan, sağdan ve soldan ateşle kuşatılmışlardır. Birbiri üzerinde duran katlardan meydana gelmiştir. İşte münafık-lar için bu katların en altta olanı ayrılmıştır.</p>
<p>Rivayete göre Cebrail&#8217;in (A.S.) gelişlerinden birinde Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) O&#8217;na «ya Cebrail, bana cehennemi ve onun hararet derecesini tasvir et» der. Cebrail de Peygamber&#8217;imizin (S.A.S.) isteği üzerine şun-ları anlatır, «Ulu Allah, cehennem ateşini yarattıktan sonra bin yıl bo-yunca yaktı, sonunda kıpkırmızı oldu. Arkasından bin yıl daha yaktı, ni-hayet ağardı. Daha sonra onu koyu bir kara renge bürününceye kadar bin yıl daha yaktı.</p>
<p>Seni hak dinle Peygamber olarak gönderen Allah adına yemin ede-rim ki, cehennemliklerin üzerlerindeki elbiselerden biri yeryüzü halkına gösterilecek olsa, hepsi ölürlerdi. Yine eğer cehennem içeceğinin bir tek kovası yervüzü sularının tamamına katılsa, tadanlar derhal ölürdü.</p>
<p>Ulu Allah&#8217;ın «sonra onu boyu yetmiş arşın zincire vururuz» ayetinde belirttiği zincirden bir arşın kadarı —ki o arşının uzunluğu doğu ile ba-tı arası kadardır— dünya dağlarına düşse, dağlar erirdi. Eğer aranızdan biri cehenneme girdikten sonra çıkarılarak aranıza gönderilse yeryüzün-dekiler, kokusununun keskinliğinden bayılarak ölürlerdi.»</p>
<p>Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) Cebrail&#8217;in sözünün burasında araya gire-rek «ya Cebrail, bana cehennemin kapılarını tarif et, şu bildiğimiz kapı-lar gibi midirler?» diye sordu.</p>
<p>Cebrail (A.S.) «hayır», Ya Rasulellah fakat birbiri üzerinde katlar ha-lindedirler. Kapıdan kapıya yetmiş yıllık mesafe vardır. Her kapının ısı de-recesi üzerindekinden yetmiş kat fazladır.</p>
<p>Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) Cebrail&#8217;e bu kapılara tekabül eden katlara kimlerin gireceğini sordu, Cebrail şöyle cevap verdi, «ismi —haviye— olan en alt katın kapısından münafıklar gireceklerdir. Nitekim ulu Allah</p>
<p>«hiç şüphesiz, münafıklar cehennemin en alt katindadırlar» buyuruyor (27) İsmi —cahim— olan ikinci katın kapısından Allah&#8217;a ortak koşanlar gireceklerdir. İsmi —Sakar— olan üçüncü katın kapısından yıldızlara ta-pan putperestler (sabiiler) gireceklerdir.</p>
<p>Adı —Lezza— olan dördüncü katın kapısından şeytan ile birlikte ona uyan ateşperestler girecektir Adı —hutame— olan beşinci katın kapı-sından yahudiler gireceklerdir. İsmi &#8211; Sair— olan altıncı katın kapısından hristiyanlar gireceklerdir.»</p>
<p>Cebrâil, sözünün burasında susunca Peygamber&#8217;imiz (S.A.S.) «hani yedinci katın kapısından girecek olanları söylemedin» diye sordu. Ceb-rail bu soruya Ya Muhammed «onu sorma» diye cevap verdi. Peygam-ber&#8217;imiz «söyle» diye ısrar edince Cebrail «yedinci kapıdan da senin üm-metinden tevbesiz ölen büyük günahkârlar gireceklerdir» diye sözünü ta-mamladı. Rivayete göre:</p>
<p>«Hepiniz teker teker oraya (cehenneme) mutlaka gireceksiniz»</p>
<p>mealindeki âyet-i kerime indiği zaman Peygamber&#8217;imizin ümmeti hesabı-na duyduğu korku artmış ve hüngür hüngür ağlamıştı (28).</p>
<p>Allah&#8217;ı tanıyan, O&#8217;nun sillesinin ve hışmının şiddetini bilen kimse O&#8217;n-dan olanca derecesi ile korkar. Anlatılan sıkıntılarla henüz karşılaşma-dan, o korkunç ve ürkütücü ev (cehennem) gözü önüne dikilmeden, per-de düşüp intikamı pek çetin olan Allah&#8217;ın (C.C.) huzuruna çıkarılmadan ve cehenneme sevkedilmeden kendine ve sapıklıklarına gözyaşı döker.</p>
<p>Orada nice yaşlı kimse «hey gidi yaşlılığım» diye feryad eder, nice genç «eyvah gençliğime» diye bağırır. Nice kadın da «eyvah rezillikleri-me, yazık yırtılan sır perdelerime» diye figan eder. Orada herkesin yüzü ve vücudu kapkaradır, beli bükülecektir.</p>
<p>Ne büyüklere saygı gösterilir, ne de küçüklere acınır, kadınlar çırıl-çıplaktır.</p>
<p>Allah&#8217;ım, ey bağışlayıcıların ulusu! Rahmetin sayesinde bizi ateşten ve ateşe yaklaştıracak her türlü kötülükten koru, bizi iyilerle birlikte cen-nete koy.</p>
<p>Allah&#8217;ım! Kusurlarımıza göz yum, başırnızdakileri güvenilir kıl. ayak sürçmelerimizden sonra dengeye kavuşmamızı nasib eyle ve huzurunda bizi rezil eyleme, ey merhametlilerin en merhametlisi.</p>
<p>Salât ve selâm Peygamber&#8217;imize, O&#8217;nun yakınları ile sahabîleri üze-rine olsun.</p>
<p>________________________________________</p>
<p>(23) Kur&#8217;an-ı Kerim/Tevbe Sûresi, 67-68<br />
(24) Kur&#8217;an-ı Kerimı/Nisa Sûresi, 140<br />
(25) Kur&#8217;an-ı Kerim/Nisa Sûresi, 145<br />
(26) Kur&#8217;an-ı Kerim/Hıcr Sûresi, 44<br />
(27) Kur&#8217;an-ı Kerim/Nisa Sûresi/145<br />
(23) Kur&#8217;an-ı Kerim/Meryem Sûresi, 71</p>
<p><a href="http://www.islamdenizi.net/?ibsa=share&id=1066" id="share-link-" rel="nofollow">Paylaş</a></p><img src="http://www.islamdenizi.net/?ak_action=api_record_view&id=1066&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamdenizi.net/allahi-unutmakfasiklik-ve-nifak-kalplerin-kesfi-imami-gazali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
